Anasayfa | CANLI / BANTTAN YAYIN | EMLAK - OTOMOBIL | Künye / Iletisim | Silivri Ara | Anketler

Silivri ARA


Gelişmiş Arama

Silivri = Yogurt

Büyük bir lezzetle yedigimiz, kimi zaman yemeklere eslik eden, kimi zamanda hastalara sifa veren, ayran olup serinleten, yapilmasi kolay gibi görünen ''Milli yiyecegimiz'' yogurdun geçmisten bu güne uzanan hikayesi ve tabi ki Silivri'nin meshur Ates Yogurdu'nun da anlatildigi 'Silivrim Kaymak!'' Türkiye'nin Yogurtlari kitabi, içinde barindirdigi bilgiler, arastirmalarla bir döneme isik tutuyor.

Kategori  Kategori : Genel Haberler
Yorumlar  Yorum Sayısı : 3
Okunma  Okunma : 4168
Tarih  Tarih : 29 Ağustos 2007 11:49

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto




Silivriliyiz.COM'u Facebook'tan da takip edenler...


 
Kaynak : Degisim Gazetesi
 
Hürriyet gazetesinin 28.Temmuz.2007 günkü Cumartesi ekinde Dogan Hizlan’in kitap tanitim kösesinde bir kitap kapagi fotografi gözüme çarpti. Kitabin adi “Silivrim Kaymak!” Türkiye’nin Yogurtlari, yazari Prof. Dr. Artun Ünsal. 4 kusaktir Silivri’li olunca, içinde Silivri adi geçen her haber, kitap vs. dogal olarak dikkatimi çekiyor.
 
Dogan Hizlan yeni çikan bu kitabin tanitimini yapiyordu kösesinde. Hemen yazisini okumaya basladim, bu da yetmedi kitapçilardan arastirdim ve buldum. Karsima 304 sayfalik, ciltli, büyük ebatta (34cm- 24cm) bir kitap çikti. Kitabin kapagini neredeyse bir parmak kalinliginda yogurt kaymaginin üzerinde duran ve muhtesem görünen bir kasik yogurt süslüyordu.
 
“Silivrim Kaymak!” Türkiye’nin Yogurtlari, Anadolu’nun özgün peynir, zeytin-zeytinyagi ve ekmeklerinin ardindan Prof. Dr.Artun Ünsal’in hazirladigi dördüncü kitap. Yapi Kredi Yayinlari’ndan Pinar’in katkilariyla yayinlanmis. Neredeyse ansiklopedi niteligi tasiyan ve herkesin kütüphanesinde basköseye koymasi gereken bu kitapta Artun Ünsal, Türkiye’yi bir uçtan diger uca dolasarak yogurdun tarihçesinden baslayarak, yogurdu ilk kimlerin bulduguna, yogurt yapimindan, çesitlerine ve Türkiye yogurtçulugunun sorunlarina kadar aradiginiz her bilgiyi bu kitapta toplamis.Teknik bilgilerden çok, kültürel zenginliklerin ön plana çikarildigi, ülkemizin yöresel yogurt çesitleriyle ve her birinin kendine özgü yapim yöntemleri konusunda bilgi edineceginiz muhtesem bir kitap hazirlamis.
 

Silivrim Kaymak - Ciltli  (57,2.YTL)

Silivrim Kaymak - Ciltsiz(25,35.YTL)

 
Arastirmalarinda bu gün hayatta olmayan ya da yasayan degerli uzmanlarin incelemelerinden de yararlanmis (Müderris Dr. Cevat Mazhar, Dr. Ekrem Rüstü Üresin (Izmen) ve Dr. Zühtü Yöney). Artun Ünsal, yogurt gibi bizlere ilk bastan siradan gelen geleneksel bir süt ürününün gerisinde ne denli kültürel bir zenginligin yattigi gerçegini okuyucularla paylasmak istedigini kitabinda belirtmis. Türkiye’nin yogurtlarini yöre yöre dolasarak arastiran Artun Ünsal’a, muhtesem fotograflariyla Cemal Emden eslik etmis. Kitabi inceleyince eminim ki sizde ne kadar çok yogurt çesidi olduguna sasiracaksiniz.
 
Artun ÜNSAL
 
 Artun Ünsal’in anlatimina göre; Günümüzde hâlâ Anadolu'nun ve Trakya'nin her yaninda farkli biçimlerde yogurtlar yapiliyor. Tabii bu farki belirleyen yörenin iklimi, hangi hayvanin daha çok yetistigi, cografi kosullari, halkinin tüketim aliskanliklaridir. Örnegin Kuzeydogu Anadolu'da, Dogu Karadeniz'de kurutulmus yogurt, yani kurut çok sik tüketilirken Güneydogu Anadolu'nun sicak ikliminde yogurdu kisa saklamak için pisirip tuzlamayi tercih ederler.
 
Anadolu'nun iç kisimlarinda köylerde, kasabalarda daha çok ev yogurtlari yapilir ve tüketilir. Tabii belirli bir yöreye özgü, sadece orada yapilan özel yogurtlar da vardir: Silivri’nin ates yogurdu, Kanlica mandira  yogurdu, Bolu'nun kesi, Denizli'nin yanik yogurdu, Besikdüzü'nün yogurt kesmesi, Sivas'in peskütani, Mugla'nin kirktokmagi, Hatay’in tuzlu yogurdu, Trabzon’un külek yogurdu, Silifke Türkmen yogurdu, Burdur’un kese yogurdu gibi.
 
Anlasilacagi üzere kitapta sadece Silivri yogurdu anlatilmamis. Yillardir gerek Istanbul, gerekse Türkiye çapinda adi yogurtla anilan Silivri’de 1962 yilindan beri Yogurt festivali düzenlenmekte. Yogurt kültürümüz ve gelenegimiz ise daha eski yillara dayanmaktadir. 
 
Silivri’de Yogurt Festivali’ni 45 yildir geleneksel (bazi yillarda yapilamamistir), 3 yildir da uluslararasi kutlamaktayiz. Belediye baskanimiz Hüseyin Turan’in da büyük çaba ve katkilariyla 3 yildir Silivri Uluslararasi Yogurt Festivali, Kültür ve Sanat Etkinligi adi altinda gerçeklestirilmekte ve adini dünyaya duyurmaktadir.
 
Yogurt denince ilk akla gelen Silivri, Silivri denince de ilk akla gelen hala yogurttur.
Prof. Dr. Artun Ünsal’in kitabinin adini “Silivrim Kaymak!” koymasi bence çok anlamli ve gurur duymamiz gereken bir yaklasim. Kitabinda özellikle belirtmese de, kitabin adini koyarken Silivri yogurdunun lezzeti,diger yogurtlara göre farkli yapim asamalari ve geçmisinden dolayi bu adi verdigini düsünüyorum. Kitapta birçok yörenin yogurt kültürü ve çesitleri anlatilmis. Hangi sütten nasil yapildigi, mayalanmasi gibi bilgiler verilmis. Ama hiçbiri Silivri yogurdu kadar meshur olmamis. Dogan Hizlan’in da dedigi gibi, Istanbul’da yogurt Silivri yogurdu olarak anilirmis. Silivri disindan bir tanidik veya arkadasimiza hediye götürmek istedigimizde ilk akla gelen ve en makbül hediye yogurt olurdu.
 
Çocuklugumdan aklimda kalan Yogurt Bayramlari Silivri sahilinde, çay bahçelerinin önünde yapilirdi. Yogurt yarismalarini seyretmek çok keyifli olurdu. Bu gelenek hala devam edip çesitli yogurt yarismalari yapilmakta, bunun yani sira kültürel etkinliklere daha agirlik verilmektedir. Paneller, söylesiler, sergiler, açik hava sinema gösterimleri, konserler, yogurt güzellik yarismalari, güres müsabakalari, Silivri ve diger ülkelerden gelen folklor ekiplerinin gösterileri festival programlarinda yer almaktadir. 
 
Yogurdumuz yasatilmaya deger bir kültür mirasimizdir. Silivri için yogurt her zaman gurur kaynagi olmali, yogurt kültürümüzü ve geçmisimizi yeni nesillere anlatmaliyiz. Hemen hemen her yörenin bir simgesi oldugu gibi, bizim de simgemiz yogurttur. Her geçen gün piyasaya çikan yeni yogurt çesitleri ve markalarina ragmen, Silivri yogurdunu yasatmak (adiyla bile olsa) bas görevimiz olmalidir.
 
Silivri’nin tarihini arastiran, yillarca biriktirdigi dökümanlari ve eski Silivrililerle konusarak elde ettigi bilgileri 1994 yilinda “Her Yönüyle Silivri” adli kitabinda toplayan, Silivri’ye çok emegi geçmis merhum Dr. Cemal Kozanoglu’ndan bahsetmeden geçemeyecegim. Dr. Cemal Kozanoglu, 1926’da Kahraman Maras’ta dogmus. Istanbul Üniversitesi Tip Fakültesini bitirdikten sonra 1954’de Silivri’ye gelmis. 10 yil serbest çalistiktan sonra, Silivri Saglik Merkezi tabibligine atanmis. 1982’de emekli olana kadar saglik sektörünün çesitli kademelerinde hizmet vermis. Bunun yani sira kaymakam vekilligi ve ögretmenlikte yapmis. 1994 yilinda Silivri Belediye Meclisi Cemal Kozanoglu’nun adini ilçe merkezindeki bir caddeye vermis.
 
Dr. Cemal Kozanoglu’nun kitabinda Silivri yogurduyla ilgili verdigi bilgiler söyle; ‘‘Silivri yogurdu yapmak için üç sart gerekiyor. Karlar Deresi’nde bir mera var. Koyun ya orada ya da Tuzla Deresi mevkiinde otlayacak. Bu birinci sart. Ikinci sart kivircik koyundan olacak. Inek ya da manda sütüyle Silivri yogurdu yapilmaz. Üçüncüsü ise sütü iyice kaynatip suyunu uçuracaksin. Bir de krema makinesi kullanilmayacak. O zaman Silivri yogurdu olur.
 
Silivri’de eski yogurtçular kendi aralarinda yarismalar düzenlermis. Kendine ve yogurduna güvenen ustalar yaptiklari yogurdun karavanalarini Boyaci Bayirindan asagi yuvarlar dökülmeden, bozulmadan asagi inen yogurt birinci seçilirmis. Bu yogurdu ters çevir dökülmezmis.”
 
Kozanoglu kitabinda, yogurdumuzun ülke disina tasan söhretini de anlatiyor. “40 sene önce Isviçre’de Cenevre yakinlarinda yogurt fabrikasi kuran Bouvard adli bir Isviçreli, turist olarak geldigi Silivri’de yogurdu tatmis, çok begenmis ve Isviçre’ye dönünce hemen yogurt yapimina baslamis. Fabrikanin genel müdürü; ‘bugün yogurdun dünyadaki merkezi Silivri’dir,onun için bu adi mamüllerimize seçtik’ demis. Daha sonra bu fabrika Ingiltere’deki Ski firmasina satilmis ve 10 yil süreyle ‘Silivri’ teknigi ve adiyla yogurt imal edilmis.”
 
Ilk yogurt yapimi ile ilgili söyle bir efsane varmis; Genç kizlar bir hidrellez sabahi, güzel ve kokulu çiçeklerin üzerindeki çigleri alip ilik süte karistirmislar, bir müddet sonra sütün baska bir sey oldugunu, pihtilastigini görmüsler, bunu yedikleri zaman degisik tat ve güzellikte oldugunu fark etmisler.                                         
 
************************************************
 
Silivri Yogurdu Nostaljisi…
Artun Ünsal, geleneksel Silivri yogurdunun artik ne modern büyük isletmelerde ne de küçük mandiralarda bile yapilmayan, tarihe mal olmus bir yogurt çesidi oldugunu söylüyor. Eskiden köylerde, kasabalarda sadece ev yogurtlari yapilip tüketilirken, Silivri yogurdu Istanbul, Ankara ve Izmir gibi büyük kentlerimizde bakkallarda, sarküterilerde satilan mandira yogurtlarinin en ünlüsüymüs. Özellikle Istanbul’da omuzladiklari sirigin iki ucuna terazili iplerle baglanmis yogurt tepsileriyle ellerinde çingirak,  mahalle aralarini dolanan “seyyar” Silivri yogurdu saticilari varmis.
 
Bir Zamanlar Silivri “Ates Yogurdu”…
Prof. Dr.Artun Ünsal’in, Silivri yogurtlarinin tarihçesi hakkinda çesitli kaynaklardan arastirarak buldugu bilgileri kitabindan alarak aynen yaziyorum. Bu bilgiler bir döneme isik tutan, tarihi mirasimizi ögrenmemizi saglayacak çok degerli bilgilerdir.
 
“1930’lu yillarda, Istanbul ve genelde Marmara ve Trakya bölgesinde yogunlasan yogurthaneler, Silivri, Çatalca, Hadimköy, Ambarliköy, Çekmece, Florya, Çorlu, Karamürsel, Bandirma ve Tekirdag’da icra-i sanat ediyorlardi. Öteki yogurt tiplerine göre daha kaliteli bir yogurt sayilan Silivri Yogurdu genellikle yalniz koyun sütünden yapilirdi. Çünkü koyun sütü, manda sütü gibi kuru madde yönünden zengin ve yogurdu kati olurdu. Ne var ki, koyun sütü her zaman kolaylikla bulunan bir süt olmadigindan, hem daha bol hem daha ucuz inek sütünün yani sira manda, kimi zaman da keçi sütlerinin koyun sütüne karistirildigi olurdu.”
 
“1935 yilinda Silivri Yogurdunun Yapilisi ve Terkibi Hakkinda Arastirmalar baslikli doktora tezini tamamlayan Ekrem Rüstü Üresin’in (Izmen) ve Silivri’nin yaslilarinin anlattiklarina göre; Bundan takriben 50 yil evvel (1980’ler), Silivri’de yogurt toprak kaplarda yapilir ve kasaba içersinde kullanilirmis. Sonralari Istanbul’a yakinligi yüzünden büyük toprak çömlekler içersinde gönderilmeye baslanmis ve bu yogurtlarin üzerinde bir kaymak tabakasi baglatilmaya çalisilmis. Yogurdun bu yapilis tarzi degisince vasiflari da baskalasmis ve Istanbul halki tarafindan çok ragbet görmüstür. Hatta ilkbaharin gelmesi münasebeti ile yapilan eglencelerde bu Silivri yogurtlari, halk tarafindan çiçeklerle süslenir ve sarkilarla gezdirilirmis. Ancak yogurdu çömlekler içersinde uzun yollara göndermek güç oldugundan, bunlarin yerine simdiki teneke karavanalar kullanilmis ve bugün de bu kaplar içersinde satilanlar ‘Silivri yogurdu’ diye bütün Türkiye’de ün salmistir.”
 
Izmen’e söylenenler 1880’lerden 1930’lara dek geçen dönemi özetliyor.“Satislarin Istanbul’a yönelmesiyle, o günkü yol ve araç kosullari nedeniyle kaplarda degisiklik yapilmis. Kaymak tabakasinin daha kalinlastirilmasi da, sadece lezzeti arttirmaya yönelik degilmis elbet. Kalin kaymak, ince kaymak baglamis yogurta oranla yogurdun sulanma ve eksime olasiligini bir ölçüde frenliyormus. Teneke tepsilerin (karavana,tava da denilirdi) ise tasima kolayliginin yani sira sütün konuldugu kap hem yayvan hem de basik olursa, süt isitilirken yag yuvarciklarinin yukari çikmasi kolaylasir ve yogurt kaymagi daha kalin ve lezzetli olurmus.”
 
“1950’li yillarda, Istanbul’un çesitli semtlerinde seyyar saticilarin ‘Silivri koyun yogurdu!’,
“Yogurdum Kaymak !” nidalariyla kapimizin önüne kadar getirdiklerinin yani sira o zamanlar plastik kaplar yada plastik torbalar bulunmadigi için, bakkalda açik satilan bu sert yogurdun, eger isteyen kisi evinden özel kap getirmeyi unutmussa, özel kasigiyla istenilen miktarda verev kesilip, yagli kagida paketlenip konurmus.” Artun Ünsal bu günleri çok iyi animsadigini da söylüyor.
 
Artun Ünsal, bu güzel yogurdun ‘Silivri Yogurdu’ adiyla anilmasinda yalniz Silivri’de yapildiginin anlasilmamasi gerektigini söylüyor. ‘Silivri Yogurdu’ diye nitelendirilmesi, öteki yogurtlara göre daha degisik bir biçimde üretilme özelligini içermesinden, ev ve öteki mandira yogurtlarinin yapilisindan daha farkli olmasindan ileri geliyormus. Üretildigi kaplarin genis yüzlü ve alçak olmalarinin yani sira; bu yogurdun öteki yogurt çesitlerine göre daha sert kivami, daha kalin ve pürüzlü olan kaymagi da kendine özgü yapim tekniginden kaynaklaniyormus. Bu yüzden, Silivri Yogurdu’na “ates yogurdu” da denirmis. Gerek kazandaki sütün odun atesinde kaynatilmasi, gerekse ‘kaymak pisirme’, yani tepsilere taksim edilen sütün kaymaginin mayalanma öncesi bir kez daha pisirilme yöntemi nedeniyle bu adla da anilirmis.
 
Bu özel koyun yogurdunun üretim yöntemi disinda, Silivri Yogurdu adiyla ünlenmesinin bir baska nedeni ise, o günlerde kirsal agirlikli bir yerlesim yeri olan ve öteden beri çok koyun beslenen Silivri’nin Istanbul’a yakinligiymis. Bu yüzden, Istanbul süt piyasasina en erken koyun sütü ve yogurdunu gönderenler Silivri mandiralari olurmus. Öteki yogurt tiplerine göre daha kaliteli bir yogurt olan Silivri Yogurdu da öncelikle kuru madde yönünden zengin koyun ve manda sütlerinin kaymagi ikinci kez pisirilerek yapildigi için çok daha lezzetli olurmus.
 
Geleneksel  Silivri Yogurdu Nasil Yapilirdi?
Artun Ünsal, Silivri Yogurdu ile ilgili arastirmalarinda su an hayatta olmayan Ekrem Rüstü Üresin’in 1935 yilinda Silivri Yogurdunun Yapilisi ve Terkibi Hakkinda Arastirmalar baslikli doktora tezinden siklikla yararlanmis. Ünsal, çesitli kaynaklardanda buldugu bilgiler isiginda geleneksel Silivri yogurdunun nasil yapildigini kitabinda söyle anlatiyor;
 
“Yogurthanelerde süt, altinda odun yakilan kazan ocaklari üzerine yerlestirilen 500-800 kilo hacimli büyük bakir kazanlarda pisirilirmis. Tas ve tugladan yapilan bu ocaklar yaklasik yarim metre yüksekligindeymis. Içleri kalaylanmayan bu bakir kazanlara renginden dolayi ‘kizil kazan’ yada ‘kip-kizil kazan’ denirmis. Sütler süzülerek kazana doldurulduktan sonra ocaktaki odunlar yakilirmis. Bu odunlarin uzun alevli ancak çok sicaklik vermeyen agaç cinslerinden olmasina önem verilirmis. Pisirme sirasinda kazandaki süt düz bir sopa ile sürekli karistirilirmis. Usta, sütün yeterince pistigine karar verince, süt gügümlere doldurularak karavana ocaklari üzerine daha önceden yerlestirilmis teneke tepsilere hemen pay edilirmis. Sütün iyice köpürtülmesi için, asagidan yukariya oldugunca yüksek tutulurmus. Bunun amaci da yogurdun üzerinde göz göz kalin bir kaymak tabakasi olusmasini saglamakmis.”
 
“Sütün karavanalara bosaltilmasi sirasinda, bir çalisan da bunlarin altina kürekle az miktarda kor kömür atesi koyarmis. Zaten kaynamis olan süt, böylelikle bir de karavanalarda ‘kaymak pisirme’ denilen bu yöntemle 45-55 dakika ikinci kez pisermis. Ardindan karavanalarin altindan ates çekilir, yogurthanenin kapi ve pencereleri açilarak içeriye taze hava girmesi saglanir ve sütlerin mayalanma süresine kadar ilinmasi beklenirmis. Maya olarak bir gün önceki yogurt kullanilirmis. Mayalanma sicakligini ölçme genelde usta tarafindan parmagini karavana tenekesine dokunarak yapilirmis. Kaymak tabakasini bozmadan bir siringayla karavananin kenarlarindan maya atilirmis. Mayalanmis yogurt tenekeleri hemen çuvallarla örtülür ve mevsimine göre 3-4 saat arasi degisen bir süre birakilirmis. Yogurt tutunca, kaplarin üzerindeki çuval kaldirilir, ancak ertesi güne kadar ayni yerde birakilirmis.”
 
“Eski Yogurthane Usulü” Silivri Yogurdu
Artun Ünsal, eski yogurtçularin artik yasamadigini, bu yüzden arastirmalarini daha derinlestirerek, günümüzde ilerleyen yasina ragmen hâlâ Besiktas Çarsisi’ndaki mütevazi sütçü-kaymakçi dükkaninin basinda, dededen mandiraci Pando Sestako’ya ulasmis. Seksen yasindaki Pando Usta eskiden yaptigi Silivri Yogurdu hakkinda tüm bildiklerini anlatip, Silivri usulü yogurdun yapilisini da göstermis. Pando Usta'nin anlattiklari söyle; “Koyun sütü ilk Silivri’de çiktigi için, piyasaya önce buranin yogurtlari getirilirdi. Bu yüzden Silivri Yogurdu’nun adi taninmisti. Silivri’nin koyun sütü Mart, Nisan, Mayis ve Haziran aylarinda gelirdi. Silivri Yogurdu bir gelenekti.”
 
Pando Usta, Silivri Yogurdunun yapimini da anlatiyor. “Önce sagilmis süt büyük kovaya bir bezle süzülerek dökülürdü. Taze süt daha sonra damacanalara konur, agizlari kapanmadan önce içine bir sopa sokulup çevrilerek süt havalandirilirmis. Gügümdeki sütleri birer birer bakir kazana döker, süt kazanda odun atesinde piserken, beton ayakli tugla tezgahlarda demir izgaralar üzerine yerlestirilmis süt tepsileri hazir beklerdi. Kaynamis sütü ufak gügümlere koyar tepsilere dökerdik. Tipki kaymak yaptigimiz zaman gibi, asagidan ince ince baslayarak yukariya dogru tepsilere dökerdik, köpük yapsin, yogurt göz göz olsun diye. Tepsilerdeki sütün isisi düsünce, her birinin altina köz kömür oduna biraz da mangal kömürü karistirip birer ufak kürek koyardik. Ates, sütü hafif pisirirken kaymagini yukari atar, kalinlastirir ve sarartir.”
 
“Daha sonra sütün ilinmasi beklenir ve mayalanir. (sütün mayalanma dereceleri kitapta detayli olarak anlatilmis) Mayayi yogurttan yapariz. Bir kasede yogurdu sadece suyla karistirip maya yaparsak hafif eksi olur. Ilik sütle yogurt mayasi, az süt azicik su karistirilirsa daha tatli olur yogurt.
 
Mayayi ufak bir cam siringayla çalardik. Ardindan, her tepsinin üzerini ince ve uzun tahta çitalari kafes gibi sarar, üzerlerini temiz bir bezle örter, sonra da çuvalla sarardik. Yogurt tutunca tepsilerin üzeri açilir ve sogumaya birakirdik. Eger tepsiler dolaba sicak konursa, yogurt kesilir.”
 
Mutlaka herkes evinde bir kere bile olsa yogurt yapmayi denemistir. Özellikle bebegi olanlara doktorlar ev yogurdu yapip yedirmelerini tavsiye ederler. Bu güzel tariflerden sonra sizde eski Silivri usulü yogurt yapmayi deneyebilirsiniz.
 
Artun Ünsal, daha birçok yogurt çesitlerini arastirip kitabinda yazmis; Düz yogurtlar, süzme yogurtlar, mandira ve sanayi tipi süzme yogurtlar, kurutulmus yogurtlar, yogurt çökelegi, kurut, kislik yogurtlar, pismis tuzlu yogurtlar, sanayi tipi yogurtlar ve tabi ki ayran. Kitabinda ayrica degisik yörelerin yogurt tariflerinin yani sira yogurdun yararlarina da deginiyor.
 
Silivri’den baska acaba hangi yörelerde yogurt bayrami yapiliyor diye merak edip arastirma yaptim, iste benim bulabildigim yogurt bayrami yapan yöreler;
- Kocaeli’nin Kandira Ilçesi, Geleneksel Yogurt, Kültür ve Sanat Festivali,
- Kayseri’nin Alkisla Ilçesi Gömürgen Kasabasi, Geleneksel Yogurt Bayrami,
- Sivas’in Tokus Köyü Yogurt Festivali,
- Içel’in Silifke Ilçesi Uluslararasi Kültür Festivali Etkinlikleri,
- Zonguldak’in Çaycuma köyü Yogurt Festivali,
- Zonguldak’in Nebioglu Belediyesi Süt, Yogurt ve Hayvancilik Festivali,
 
Ülkemizdeki yogurt bayram veya festivallerini arastirirken ilginç bir bilgiye de ulastim; Tibet’te 591 yildir kutlanmakta olan bir yogurt festivali oldugunu biliyormuydunuz? Drepung Manastiri’nin kuruldugu 1416 yilindan beri Tibet’te Yogurt Festivali yapiliyormus
 
“Milli Yiyecegimiz” Yogurt
Yogurdun “Milli yiyecegimiz” oldugunu söyleyen Artun Ünsal, kullanim alaninin da çok genis oldugunu, tek basina yendigi gibi, birçok yemegin de içine girdigini veya üzerine döküldügünü, eriste, börek, çorba, tarhana, tatli yapiminda da kullanildigini, ister cacik ister ayran olarak da içilebilecegini söylüyor. Ünsal, yogurdun yapimindaki pratikligin yani sira ekonomik oldugunu da vurgulayarak, yogurdun süte oranla daha dayanikli oldugunu, sicakta kalan sütün birkaç saat içinde bozulmasina ragmen, süt yogurt yapildiginda ömrünün uzadigini söylüyor. Öte yandan, yogurdun çesitli yöntemlerle süzülerek, tuzlanarak, pisirilerek ya da güneste kurutularak uzun bir süre dayandigini, kirsal yörelerde sütün en az oldugu kis aylarinda bile, halkin protein gereksinimini karsiladigini da belirtiyor.
 
Agirlikli inek olmak üzere, yilda ortalama 10-11 milyon ton süt üretildigi ve bunun yaklasik üçte birinin yogurt ve ayran olarak islendigini söyleyen Ünsal, her evde basköseye oturtulan yogurdun yabana atilacak bir ürün olmadigini vurguluyor. Besin degeri bir yana, yogurdun insan sagligi açisindan önemi ve  yararlarinin bilimsel arastirmacilarca da kanitlandigini söyleyen Ünsal, bu nedenle geleneksel yogurt üreticisi ve tüketicisinin yani sira dünyanin dört bir kösesinde gelismis toplumlarda, çesitli biçimlerde ve yag oranlarinda, hatta ilave bakterilerle üretilen yogurt, ayrica meyveli ve sivi türevleri ile günümüzde öne çikan “fonksiyonel ürünler” arasinda basköseyi tuttugunu söylüyor.
 
Tarihte Yogurt
Artun Ünsal, yogurdu ilk kimlerin buldugunu Çatalhöyük’ten baslayarak arastirmis, hatta Kuran ve Tevrat’i da incelemis.Yogurdun ilk kez nerede, kimler tarafindan ve nasil yapildigi konusunda birçok rivayet olsa da Avrasya ve Ortadogu’da çok eski dönemlerden beri varoldugu tartisilmaz bir gerçek olarak kabul ediliyor. Dünyaca ünlü Encylopaedia Britannica’da, yogurdun icadina iliskin birçok öykü bulunsa da, yogurdun Türklerden kaynaklanmis olabilecegini belirtiyor. Bir baska ünlü yayin Oxford English Dictionary ise 1937 yilindan bu yana yogurt sözcügü ve ürününün Türk kökenli oldugunu yaziyor. Gerçektende yogurt Orta Asya’dan beri dilimizde ve soframizda. Yogurdun, Orta Asya Türkçesinde yogun, kalin, siskin anlamina gelen “yogun”dan türedigi söyleniyor. Yogurtla  ve tarihiyle ilgili bilgiler kitapta daha detayli bir sekilde anlatilmis.
 
“Bulgar Yogurdu”, “Yunan Yogurdu”, hani Türkiye’nin “Silivri Yogurdu” ?
Türkiye’deki çesitli yogurtlarin “patentlenme” zamani geldi de geçiyor diyor Prof. Dr.Artun Ünsal. Nasil Bulgar komsularimiz, ‘Bulgar Yogurdu’nun patentinin sadece Bulgaristan’da bulundugunu iddia ediyorlarsa, binlerce yillik geçmisi olan Türkiye yogurtlarinin da düz yogurt, süzme yogurt, pisirilmis tuzlu yogurt, kurutulmus yogurt vb. gibi geleneksel farkliliklari ile bölge bölge yapim yöntemleri, kullanilan süt çesitleri ve kendine özgü mayalama bakterileriyle “tescil edilmelerinin” gerekli oldugunu önemle vurguluyor kitabinda.
 
Ülkemizin önde gelen süt kuruluslarinin, Türkiye’nin geleneksel mandira tarzi yöresel yogurtlarinin özellikleri ve lezzetlerinin unutulmamasi, bunlarin sadece bizlere degil yabanci ülke tüketicilerine de sevdirilmesi için çok yönlü çabalari gerekiyor diyor Artun Ünsal.
 
Prof. Dr.Artun Ünsal, Silivri Yogurdunu örnek göstererek; “Günümüzde artik yapilmayan bu lezzetli yogurdu modern teknolojinin tüm olanaklarindan yararlanilarak yeniden yasatmak hatta tüketicilere de benimsetmek hiç de zor degil” diyor ve söyle bir öneride bulunuyor; “Sütü artik odun atesinde isitmayan, genis ve basik madeni kaplara dökerken elle degil “el degmeden” köpürten, sütün “kaymak pisirimi” islemini de odun ve kömür atesi yerine örnegin elektrikli izgara yoluyla gerçeklestiren, mayalama isisini “parmak karari” ile degil, daha kesin yollarla ölçen, atilan maya miktarini da “göz kararina” birakmayan, yogurtlasmayi uygun bir ortamda saglayan modern bir düzenlemeyle, sonuçta; geleneksel Silivri Yogurdu’nu  “Made in Turkey” etiketiyle, üstelik daha hijyenik ve daha az maliyetli bir biçimde üretmek, denemeye degmez mi?” diye soruyor üreticilere.
 
Atasözü ve Deyimlerimizde Yogurt
Atasözü ve deyimlerimizde de yogurt ve ayran sikça karsimiza çikmistir.
- Her yigidin bir yogurt yiyisi vardir.
- Kimse yogurdum eksi demez.
- Sütten agzi yanan, yogurdu üfleyerek yer.
- Yogurdu koyundan, avradi köyünden al.
- Çocukla yogurt yiyen, yüzüne gözüne bulastirir.
- Saglama yogurt, hastaya yogurt, fazlaca koyun dogurt.
- Iki bardak kimiz içen dertlidir, iki bardak ayran içen ise utanmaz.
- Çoban isterse tekeden yogurt çikarir.
- Ayran içmeye geldik, ara açmaya gelmedik.
- Ayranim sudur, yarisi budur.
 
Argoda Yogurt
Yogurt gündelik yasamda sadece gida olarak degil, Türkçe argoda da karsimiza çikiyor; Örnegin kendinden geçmis, baygin bir kisi “yogurt” olarak nitelendirilebiliyor. “Yirmiye yogurt” deyimi ise, ‘yapayalniz kaldim’ demekmis. “Senden cacik olmaz” deyimini ise birçogumuz bilir; hiçbir ise yaramazsin anlaminda kullanilir.
 
Dizelerde Yogurt
Sairlerde yogurttan söz etmisler dizelerinde. Ahmet Hamdi Tanpinar’in “Basimizin üstünde bir bulutun” adli siirinde yogurt söyle geçiyor;
 
“Basimizin üstünde bir bulutun
 Günese asilmis gölgesi,
 Uzakta toz halinde dagilan
 Yogurtçu sesi,
 Gün bitmeden basladi içimizde
 Yarinsiz insanlarin gecesi.”
 
Son Söz ...
Yogurt sadece Silivri’miz için degil, Türkiye’nin birçok yöresinde de çesitli sekillerde, tatlarda yapilan çok kiymetli bir besin kaynagimizdir. Bu degerli besin kaynagimizi düzenlenen festivallerle yada sadece adiyla yasatmaya çalismak büyük bir haksizlik olur sanirim.
 
Prof. Dr. Artun Ünsal’in kitabini çok büyük bir keyifle okudum. Içinde çok önemli ve degerli arastirma ve bilgilerin oldugu bu kitabi okumanizi tavsiye ederim. “Silivri Kaymak!” Türkiye’nin Yogurtlari kitabi, bu çok önemli kültürel mirasimizi anlamamiza, ögrenmemize ve sahip çikmamiza yardimci olacak çok degerli bir kitap.
 
Prof. Dr. Artun Ünsal Kimdir?
Artun Ünsal 1942'de Istanbul'da dogdu. Ankara Koleji'nden (1961) sonra, Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 1966'da, Siyasal Incelemeler Enstitüsü'nü (Sciences-Po) 1967'de bitirdi. Gene Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde 1970'te Siyasal Bilim doktorasini tamamladi. 1970-1973 yillari arasinda Hacettepe Üniversitesi'nde, 1975-1982 yillari arasinda Ankara Üniversitesi SBF'de çalisti. 1982 sonunda akademik kariyerine ara verip Hürriyet gazetesine girdi, 1986-1992 yillari arasinda bu gazetenin Paris temsilciligini yürüttü. Bir dönem de (1972-1986) Le Monde ve Journal de Genève gazetelerinin Türkiye temsilciliklerini yapti. 1994'te Galatasaray Üniversitesi'nde ögretim üyeligine atanan ve Bogaziçi Üniversitesi'nde de dersler veren Prof. Dr. Artun Ünsal'in Siyaset ve Anayasa Mahkemesi (1980), Kent ve Siyasal Siddet (1982; Rusen Keles ile birlikte), Benim Lokantalarim (YKY, 1996), Süt Uyuyunca (YKY, 1997), Ölmez Agacin Pesinde (YKY, 2000) baslikli kitaplari yayimlandi. Hürriyet ve daha sonra Posta gazetelerinde haftalik lokanta elestirileri yazmayi sürdüren Artun Ünsal'in, Osmanli mutfak kültürü üzerine yaptigi incelemeler çesitli dergilerde yayimlandi. Geleneksel Türk mutfagi konusunda yurtiçi ve yurtdisinda çesitli toplantilara konusmaci olarak katilan Ünsal, TRT 1'deki "Damak Tadi"nin ardindan, NTV'deki "Life Style" programinda da danisman-sunuculuk yapti. NTV'de yayinlanan "Altin Sivinin Öyküsü" ve "Süt Uyuyunca" belgesellerini de hazirlayan Ünsal, Türkiye'nin yerel, kültürel degerlerinin ve ürünlerinin bilinmesi ve korunmasinin günümüzün globallesen dünyasinda giderek daha da önem kazandigi inanciyla, Anadolu yolculuklarini heyecanla sürdürmektedir. 

































Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

cihan metin [ 05 Eylül 2007 03:26 ]

bu yogurdun mehur oldugunu sadece silivri ve çevre halki biliyo!!! bence tüm türkiyeye bunu bi turizm araci olarak satsak çok daha iyi turizm seviyesi ve esnafimizin çok rahat nefes almasi saglanabilir.

silivrili [ 03 Eylül 2007 02:41 ]

harika bir yazi, tesekkürler...

deli BALTA [ 29 Ağustos 2007 18:23 ]

siliviri yogurtu kadar güzel bir yogur varmi marka (arslan)

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.


Diğer Haberlere Söyledikleriniz...

  • SİLİVRİ’DE İSRAİL BAYRAĞI YAKILDI. (VİDEO) (422  kişi okudu)
  • FLAŞ GELİŞME... IŞIKLAR'I ZOR GÜNLER Mİ BEKLİYOR? (2660  kişi okudu)
  • DİLEK DEMİRAL KADİR GECESİNİN KADRİNİ ANLATTI... (522  kişi okudu)
  •  

    SON DAKİKA HABERLERİ

    YAZARLARIMIZ

    HABERLER FACEBOOK'ta

    Silivri'deki haberleri Facebook profilinizden takip edin.

    Aşağıdaki BEĞEN butonuna tıklayın, Silivri'den habersiz kalmayın.

          

    HABERİNİZ OLSUN

    İSTATİSTİKLER

    49 kategori altında, toplam 10332 haber bulunmaktadır.

    Bu haberler toplam 11540193 defa okunmuş ve 14775 yorum yazılmıştır.

    13.04.2006'dan beri yayındayız...