Anasayfa | CANLI / BANTTAN YAYIN | EMLAK - OTOMOBIL | Künye / Iletisim | Silivri Ara | Anketler

Silivri ARA


Gelişmiş Arama

ÇANAKKALEDEN ÜÇ SEHIT ÖYKÜSÜ

1- Ahmet oglu Ahmet Dogum : Silivri Alipasa Kariyesi Sehadet : 22.04.1915
Triandifil çiftligi Askerlik subesi

Kategori  Kategori : Hulusi ÜSTÜN
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 2552
Tarih  Tarih : 18 Mart 2009 02:16

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto




Silivriliyiz.COM'u Facebook'tan da takip edenler...


Bulgaristan’in kuzeyindeki Lofça kentinin Müslüman esrafindan Haci Molla Mehmet Efendi 93 harbi öncesi mal varliginin tamamini satip memleketini terk eder ve Silivri Alipasa köyünden arazi alarak buraya yerlesir. Veriler incelendiginde onun aslen Lofçali degil Silivrili olabilecegi, savas tehlikesi bas gösterdiginde Lofça’yi terk edip asil memleketine dönmüs olabilecegi ihtimali de akla geliyor. Eldeki veraset ilamina göre Molla’nin dört evladi vardir; Sidika, Habibe, Salih ve Mustafa…
Molla Balkan Harbi yillarinda ölür ve geriye çözülmesi doksan yil sürecek miras problemleri birakir. Silivri’nin çesitli köylerinde hatta Bursa’da, Anadolu’da Molla’ya ait araziler çikar. Molla’nin üzerine kayitli olan en son arazi parçasinin satimi 2007 yili içinde gerçeklestirilir ve bu sirada çikartilan veraset kayitlari Molla’nin bes kusak seceresini ortaya koyar. Ahmet oglu Ahmet bu secerede kendisine hiçbir miras payi düsmeyen bir “ bila füru ” mevttir.  
Lofçali Molla Mehmet’in kizi Sidika’nin Silivrili Ahmet’le yaptigi evlilikten dünyaya gelen Ahmet, Çanakkale’ye gitmis ve geri dönmemistir. Genelkurmay kayitlarina göre Alipasali Ahmet oglu Ahmet Triandifil çiftliginde 22 Nisan 1915 tarihinde can vermistir.

 2-

Osman oglu Hüseyin
Piyade Er
Dogum : bilinmiyor
Sehadet : 31.05.1915
11. firka seyyar hastanesi
Askerlik subesi : Çorum Osmancik

Amasya’nin Hamamözü Ilçesini 1879 yilinda Kuzey Bati Kafkasya’nin Tuapse sehri yakinlarindan gelen Çerkesler’in Sapsigh boyundan aileler kurmustur. Kasabanin kurucusu olan on kadar klan, Kafkas Rus savaslarinin 1864 yilinda sona ermesinin ardindan on bes yil Tuapse bölgesindeki sarp daglarda saklanip yasam mücadelesi vermis ve sonunda Osmanli ülkesine hicret etmek zorunda kalmisti.
Göçmenler Gümüs ile Osmancik arasindaki bu yemyesil vadiyi begenir ve oraya yerlesirler.  Saray daglarinin etegindeki sicak su kaynaginin çevresinde yeni bir hayat kurmalarinin üzerinden otuz yil geçtikten sonra patlak veren Birinci Dünya Savasi’na gençlerini gönderen Hamamözülüler Sarikamis’a giden gençlerinin yasini unutmadan Çanakkale cephesi açilir. Köyün ilk insa edilen yapisi olan camide kilinan bir Cuma namazi esnasinda hoca düsmanin Istanbul’un hemen yani basina kadar sokuldugunu, Istanbul’un düsmesi durumunda halifenin ve tüm Osmanli topraklarinin elden çikacagini, bu durumda gidecek siginacak baska bir yurt bulamayacaklarini anlatir. Ve Çanakkaleden bahseder. “ Çanakkale iki denizin arasinda bir diyardir. Denizde can verenin sehit olacagina dair de Kutlu Peygamberin hadisi vardir.” der.
Yasi henüz askerlige yetmeyen üç delikanli namaz sonrasi bulusup konusurlar. Denizde vurusup ölenin sehit olacagi müjdesi onlari heyecanlandirir. En yakin askerlik subesinin oldugu Osmancik ilçesine gidip gönüllü yazilmaya karar verirler.
Bu üç Gençten biridir Hatityiko Osman’in oglu Hüseyin.
Istanbul’da muhtemelen Selimiye Kislasinda toplanirlar. Henüz tam anlamiyla Türkçe bilmeyen Hüseyin kislada kilinan bir namazin müezzinligini yapar. Sesi dalga dalga yankilanir kislanin duvarlarinda. Komutanlardan birinin dikkatini çeker.
-Çerkesoglu, ne güzel sesin var senin. Kislada müezzin olarak kal, seni hassa birligine alalim. Sarayda soydaslarinin arasinda kalir rahat edersin, teklifinde bulunur Hüseyin’e.
Onlara öncelikle korkusuz olmak, sonra baskalarindan utanmak ögretilirdi. Hüseyin de utanip gözlerini kaçirmis olmali komutandan. 
-Hocamiz bize denizde bogulan Müslüman’in sehit olacagini söyledi. Ben bu niyetle çiktim evimden. Eger sag dönersem söz, sizi bulur, Hassa Birliginde müezzin olurum, der.
Üç Hamamözlü delikanliyla birlikte Çanakkale’ye gider Hüseyin. Diger akrabalari gibi geri dönemez. 31.05.1915 tarihinde 11. firka seyyar hastanesinde söz verdigi üzere sehit olur.
Onun öyküsünü köye dönen arkadaslarindan dinleyen Kobli Ishak, kayinvalidemin babasidir. 2001 yilinda yüz yasina birkaç sene kala vefat etmistir.

 3-

Abdullah oglu Alil
Dogum     : meçhul
Ölüm        : meçhul
Memleket :Meçhul

Adi, memleketi, dogum ve ölüm tarihi meçhul olmakla birlikte böyle bir sahis vardir. Delili 1942 tarihli bir muhtar senedine son derece güzel bir el yazisiyla düsülmüs on satirlik yazidir. Bu muhtar senedine istinaden 1970’li yillarda yapilan tapu tahsis islemi sirasinda bu adda bir sahsin varligi sahit beyanlari ve 1942 tarihli muhtar senediyle sabit oldugundan Silivri Ilçesi Seymen Köy’ü içinden sekiz dönüm arazi onun adina islenmistir.
Her ne kadar 1942 tarihli muhtar senedinde adi Alil olarak kayitliysa da muhtemelen bu kayit dogru degildir. Zira Alil diye bir isim yoktur. Acaba adi Halil’dir de Trakya agzindaki söylenisiyle Alil seklinde mi kaydedilmistir. Yoksa Abdullah’in adi bilinmeyen oglu sakat ya da hasta midir da ona Trakya agzinda sakat anlamina gelen “Alil” denmistir. Veya Ali ismi bir “ katib-i bedtahririn ” elinde Alil mi olmustur? Bu sorularin cevabini verebilecek durumda degiliz.
Dogum tarihi de bilinmemektedir. Eldeki tek kayda göre Alil, Silivri Seymen köyüne Balkan Harbinin ardindan gelen, iskan-i tevziye defterinin 121. sahife numarasina kayitli gayrimenkulde iskan edilen Abdullah oglu Ali adli bir göçmenin biraderzadesidir. 1330 senesinde Bulgaristan’in bilinmeyen bir kösesinden gelen Abdullah oglu Ali, yaninda esi Ünzile (yahut Tenzile) ile kizlari Zehra, Leyla’yi, oglu Enbiya’yi ve biraderzadesi Abdullah oglu Ali’yi getirmistir.
Balkan Savasina kadar Bulgarlar’in yasadigi Seymen Köyüne  harp sonrasi Balkan içlerinden bozulup gelen Müslüman göçmenler iskan edilir. Kimi Makedonya, kimi Tuna boylari, Kimi Rodoplar’dan gelen göçmenler arasinda Abdullah oglu Ali ve yegeni Alil’in nereden geldigini bilmiyoruz. Bildigimiz o ki amcasi Ali ile birlikte Seymen’e gelen Alil Çanakkale’ye gider ve geri gelmez. 1942 tarihli muhtar senedine “ Çanakkale harbine gidip geri gelmemis, hayati ve mematiyla ilgili malumat yoktur.” Kaydi düsülmüstür.
Abdullah oglu Ali 1335 senesinde vefat eder. Çocuklarindan hayatta kalan yoktur. Yasayan torunlari Seymen Köyündeki araziyi satmak üzere ortakligin giderilmesi davasi açarlar.
Abdullah oglu Alil’in varligindan bu sirada haberdar olunur. Alil’in adina kayitli sekiz dönüm arazi vardir. Önce bu arazinin de Ali’ye ait oldugu sanilir, isim tashihi istenir. Bu dava sirasinda 1942 tarihli senet ortaya çikar. Bunun üzerine Ali’nin torunlari dedelerinin Rumeli’nden getirdigi Alil’in verasetini isterler.
Veraset dosyasi tetkik edilirken Alil’in Çanakkale’ye gidip geri gelmedigi anlasilir. Adi, memleketi, dogum tarihi kesin olarak bilinmedigi için sehit listesinde bir türlü bulunamayan bu meçhul sehidin yasayan akrabalariyla görüsüldügünde onun kuvvetle muhtemel bir Rumeli Çingenesi oldugu anlasilir.


 



Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz


Diğer Haberlere Söyledikleriniz...

  • RODOS'A GİDEN SİLİVRİ'DE KAÇ KİŞİ VAR? (Ö. BÜYÜKOĞLU) (750  kişi okudu)
  • TUĞLU: CUMHURİYETİN TEMİNATI CUMHURİYET HALK PARTİSİ OLACAKTIR... (321  kişi okudu)
  • ŞERAFETTİN YILDIRIM İLE ÖZEL RÖPORTAJ… (786  kişi okudu)
  •  

    SON DAKİKA HABERLERİ

    YAZARLARIMIZ

    HABERLER FACEBOOK'ta

    Silivri'deki haberleri Facebook profilinizden takip edin.

    Aşağıdaki BEĞEN butonuna tıklayın, Silivri'den habersiz kalmayın.

          

    HABERİNİZ OLSUN

    İSTATİSTİKLER

    49 kategori altında, toplam 10446 haber bulunmaktadır.

    Bu haberler toplam 12117393 defa okunmuş ve 14805 yorum yazılmıştır.

    13.04.2006'dan beri yayındayız...