Silivri Facebook
banner88
banner43

ALEVİ KÜLTÜR DERNEĞİ BASIN VE KAMUOYU DUYURUSU...

BASINA KAMUOYUNA

KAHRAMANMARAŞ OLAYLARI

Kahramanmaraş Katliamı'nın üzerinden 35 yıl geçti, ama unutulmadı. Öldürülenlerin sayısı resmi makamlara göre 111, yaşayanlara göreyse çok daha fazla. Aralarında çocuklar, yaşlılar, hamile kadınlar hatta bebekler vardı. İşte katliamın tarihi ve tanıkların anlattıkları...

Takvim, 19 Aralık 1978’i gösterdiğinde, Kahramanmaraş’ta büyük bir katliam için hazırlık yapılıyordu. Hedef Aleviler ve solculardı. Resmi makamlara göre 111, araştırmacılara göre çok daha fazla insan işkenceyle öldürüldü. Aralarında, çocuklar, yaşlılar, hamileler, bebekler de vardı. Katliamın baş aktörleri bulunamadı, yakalananlar afla salıverildi, dava zamanaşımına uğradı. Üzerinden 35 yıl geçse de, unutulmadı.

"İnsanlar parçalandı. kadınların göğüslerini, kollarını kestiler. Anne karnındaki ceninler bile sökülüp duvara yapıştırıldı...

Bu vahşetin gerekçesi, 19 Aralık'ta atıldı, faşistlerin propaganda aracı haline gelen ve gösterim tarihi aniden iki hafta öncesine alınan "Güneş Ne Zaman Doğacak" filminin gösterildiği Çiçek Sineması'nda bir bomba patlayıp da, iki kişi ölünce, solcular suçlu ilan edildi. Oysa dönemin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı'nın katliamın gün ışığına çıkartılması için görevlendirdiği özel ekibin gizli raporunda, bomba sahiplerinin adresi başkaydı:

"18 Aralık 1978 günü, ÜGD Maraş şubesi ikinci başkanı Mustafa Kanlıdere, Ökkeş Kenger ve üçüncü başkan Mustafa Tecirli'ye halkı kışkırtmak tahrik etmek ve isyanını sağlamak için solcuların attığı süsü verilmek kaydıyla, tahrip gücü az bir dinamit atılmasını emretmiştir"...

Plan işe yaradı, iki gün sonra TÖB-DER üyesi iki öğretmen, Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoglu öldürüldü. 22 Aralık'ta öğretmenlerin cenazesine katılanlara saldıran faşistler, "Alevilerin camileri yaktığı, kadınlara tecavüz ettiği" yalanlarıyla halkı kışkırttılar, hedef günler öncesinde "sayım" bahanesiyle çarpı koyarak işaretlenen çoğunluğunu Alevilerin oluşturduğu solcu evleriydi. Ellerinde baltalar, keserler, oraklar, dinamitler ve Amerikan malı silahlar... Olaylar, aylar önce planlanmıştı. Savcı Dündar Saner'in açıklamaları da bunu doğruluyordu. "Uzun süreden beri tezgâhlanan plan bu şekilde tatbikat safhasına konuldu" diyordu Saner, "Olayların başlangıcında 20 kişiye otopsi yapabildik. Uzun menzilli silahlarla öldürülmüştüler. Daha sonra ceset fazlalığından değil otopsi, kimlik tespiti bile yapmaya imkân kalmadı...

 Öğretmenlerin cenazelerinde kortej sorumlusu olan Hamit Kaplan da, katliamın planlı olduğuna dair kanıtlar olduğunu söylüyor; cenazelerin hastane tarafından bilinçli olarak Cuma namazı saatinde verilmesi, askerin yeterli önlem almaması; belediye hoparlörlerinden yapılan "Aleviler din kardeşlerimizi katlettiler, öçlerini alacağız" çağrıları... Kimi imamlar camilerde "Allah adına savaş"a çağıran vaazlar veriyor, "Oruç ve namazla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır" diyerek öfkeyi kışkırtıyorlardı. Sonunda katil güruh çocuk, bebek, hamile, yaşlı, önlerine kim çıkarsa öldürdü.

Öldürülmekten kurtulmayı başaranların sığınaklarından biri, Vilayet binasıydı. çoğu kadın ve çocuk, 35 bin kişi buraya sığındı. Dönemin Sağlık Bakanı Mete Tan, şehre girmeyi başardıktan sonra gördüklerini "70'lik yaşlıları, üç yaşındaki bebekleri vurmuşlar. Cesetler kokuyordu" diyerek anlatıyordu. Bu vahşetin suçluları mı? Maraş Katliamı'nın faili olarak 804 kişi yargılandı. Katliamda birinci dereceden rol oynayan 68 kişi hiç yakalanmadı. 379'u beraat ederken, 29'u ölüm cezasına, yedisi müebbet hapse, 321'i 1 ile 24 yıl arasında değişen hapis cezalarına çaptırıldı. 314 kişinin cezalarında 1/6 oranında indirim yapıldı, 1991'de çıkan Terörle Mücadele Yasası'ndaki değişiklikle de hepsi salıverildi. İdam ve müebbet hapis cezaları Yargıtay tarafından bozuldu. Dava, 1996'da Yargıtay tarafından "zamanaşımı" gerekçesiyle düşürüldü...

Hep acılar hep yok edilme çabaları çalışmaları ama bu ülkeyi bu bayrağı bu toplumu ve bu Cumhuriyeti en çok seven Alevi toplumu; yaşananları okurken bile dehşete düşüyor kaldıki bu olayları gerçekleştirenlerin hangi sıfatta hangi kimlikte olursa olsun insanlıktan çıktıklarının göstergeleri bu şekil olmamalıdır.

35 yıl önce katledilen canlarımızı anmaya giderken hergün yeniden işaretlenen Alevi Evleri, Baskılar, yok sayma, ötekileştirme, inkar ve asimilasyon malesefki 2013 yılında 21. asırda halen devam ediyor.

Devletin Türkiyede yaşanan katliamları aydınlatma isteğinin olmadığını biliyoruz bu ayıplarla yaşayan hükümeti kınıyoruz.
Alevi Kültür Dernekleri Silivri Şubesi olarak 21 aralık 2013 saat 12 00 de...
Mağaralı Mahallesi Fevzi Çakmak Caddesinde Kahramanmaraşta yapalacak Anma ya tüm yol ve dava kardeşlerimizin bizimle birlikte olmaya davet ediyoruz.

 

Alevi Kültür Dernekleri

Silivri Şub. Yön Kurulu

 

                  

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.