Silivri Facebook
banner88
banner43

Çarşı.. Kime karşı?

Evvelden insanlar bir şeylere karşı idi.. Hiç olmazsa kendi aralarında kalitesiz mal satanlara karşı idi, haksız kazanca karşı idi. Ahlaksızlığa karşı idi. Parti tutarlardı ki; birbirlerine  karşı.

Rahmetli Mustafa KIZILTAN, Fırının bu halini görse ne düşünürdü. Balkonundan Demirel Silivri’ye Şapkasını sallamadı mı geçmiş yıllar da? Şimdi, KILIÇDAROĞLU Sesleniyor, Özcan IŞIKLAR’LAR ile birlikte,

Bayraklar altı ok , Baştan aşağı CHP,

Ya! Silivrili iş hanına ne demeli Tepesine DSP yerleşmiş, karşısında koca çınar ağacı; dallarında  SP, gövdesinde MHP, hanın girişinde koca bir AKP bayrağı. Olacak şey mi? Rahmetli Mehmet Silivrili hayatta olsaydı; binanın 100 metre etrafına  DYP bayrakları sarardı.                                                                                                                                                                                   

Balkonundan Türkiye’nin ilk Kadın başbakanı çıktı. Tansu hanım “sevgili hemşerilerim” dediğinde çarşı yıkılırdı.  Bekir YETKİN ağabeyimiz daha milletvekili olmadan geleceğin başbakanı diye lanse etmemiş miydi? Sayın Tansu ÇİLLER’İ . Nasıl bir ileri siyaset sezgisiydi bu. Bırakın Üç ayı, beş ayı, şimdiler de var mı böyle politikacılar? üç gün  öncesinden tahmin yürütebilecek.

Bu günlerde, Adam liderine inanmıyor ki, Kazanacağına nasıl inansın?

Sus pus   olmuş koca çarşı, Silivri Çarşısı değil sanki; Serez çarşısı..

Boş gözlerle bakıyor bir esnaf  arkadaş, bir diğeri koşar adımlarla kaçıp, gidiyor, çarşının  ortasından.. Kim bilir? Çekiniyor belki de birilerinin soru sormasından. Fısıldaşan sadece bayraklardır rüzgarda. Birileri oturmuş, yükseklere bir yerlere,Al kızı Ver papazı.  Bir diğeri, çekince kafayı  aklına gelmiş memleketin hali. Siyasetin kalbinin attığı yerde, Köyler, Beldeler Umut olmuş da Silivri unutulmuş, Haftada bir getirsen de KILIÇDAROĞLU’NU, seçimi kaybedersin yine de! Yakalayamazsan 89 ruhunu. ( Şiiri gibi oldu ya)

Sayın CHP’li arkadaşlar, Beşiktaş Çarşı’nın marşı haline gelen, Edip Akbayram’ın seslendirdiği İNANIN ÇOCUKLAR adlı eserini  şu çarşıda üst üste yayınlanmasını  sağlar mısınız.? Adrenalin yükselsin biraz.

Bakın size çarşıda iki binanın siyasetteki yerini yazdım, hatıratlarını yazdım. Her ikisinin de sahipleri  Demokrat partiliydi. Peki, çarşımızda bir bina daha var ki; Sahipleri Millet meclisinde Silivri’yi temsil etmişler, Senatörlüğe kadar yükselmişler. Üstelik CHP’li
Bu insanlarımız. Binaları ile bir anısını hatırlayan var mı? Yok, Partin Halkçı olabilir ama sen Halkçı olmazsan neye yarar? O bina neye yarar? O Sadece gelir getiren bir mülktür. Akarettir.
arada bir Emlakçı hatırlar yada bir kiracı. Önder olmak, halkınla birlikte el ele olmaktır.Evinle işyerinle halka açık olmaktır. Gülmektir, ağlamaktır, bağırmaktır. Önder olmak; yüreğinin kapılarını ardına kadar açmaktır. Çarşıda olmaksa, kasabanın nabzını tutmaktır. Yön vermektir. Yol göstermektir. Çarşı da iki çınar ağacımız vardır. Niye çınar ağacı dikmiş atalarımız bilir misiniz? “Hey İnsanoğlu Şu Çınar ağacına bak, bak ki; ibret al. uludur. Onun gibi haşmetli ol, uzun ömürlüdür. Öyle eseler bırak ki; bu memlekete Adınız bu çınar ağacının ömrü gibi uzun olsun unutulmasın. Evet, Özcan IŞIKLAR sende bu memleketin çınarı olacak fidanlarından biri ol. Soyadın gibi Işık ol ki; Bir daha asla UNUTULMASSIN

HAFTANIN ŞİİRİ AKARSUYA BIRAKILAN MEKTUP
 
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken, diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
 Hasan Hüseyin                                   
HAFTANIN ŞARKISI VEDA
 
Hani o bırakıp giderken seni
Bu öksüz tavrını takmayacaktın
Alnına koyarken veda buseni
Yüzüme bu türlü bakmayacaktın
Gelse de en acı sözler dilime
Uçacak sanırdım birkaç kelime
Bir alev halinde düştün elime
Hani ey gözyaşım akmayacaktın

Güfte: Orhon Seyfi Orhon, Beste: Yusuf Nalkesen, Makam: Muhayyer Kürdi

KIZIL SAÇLI BAYAN

Çok güzel kızıl saclı bir bayan doktorun ofisine girer ve her yerinin
ağrıdığını söyler.

"İmkansız" der doktor "Gösterin lütfen bana"

Kızıl saçlı bayan işaret parmağını uzatır sol göğsüne bastırır ve çığlık
atar,sonra dirseğine bastırır bu sefer daha fazla acıyla bağırır.

Dizine bastırır ve çığlık atar, ayak bileğine bastırır aynı şekilde.

Neresine dokunsa çığlık atmaktadır.

Doktor, "Gerçek kızıl değilsiniz değil mi" der.

"Eee, değilim" der kızıl, "Aslında sarışınım"

"Tahmin etmiştim" der doktor,

"Parmağınız kırık"

GÜZEL SÖZLER

"Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin, karşındakinin anladığı kadardır." Mevlana

NOT: Beşiktaşlı Dostlarıma ve Ali KORSAN’A Sevgilerimle,
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.