Silivri Facebook
banner88
banner43

HAYALİ BİR AŞK, GERÇEK BİR AYRILIK

 Ben ayrılıkları pek yazamam, yüreğim götürmez dökülüveririm kırkikindi yağmurları gibi..
  Sabah uyandığımda bana sokularak omzuma yattığını gördüm. Dudakların yanağımda yapışmış kalmış, yoksa bana mı öyle geldi! Pencere açık kalmış odanın içinde tatlı bir serinlik var. Saçlarını okşadım, öptüm uyku arası gülümsedin “canım” demiştin. Gözyaşlarımı avuçlayıp çıktım odadan. Bu aynalar ne garip ağzımdaki şarabın kokusunu da yansıtıyor, yüzümdeki çaresizliği de.    
              Son bir kahvaltı edecektik seninle, sonra seni uğurlayacaktım. Kırık, dökük hatıraları yanına yolluk edip; elinde kalan yavan bir aşkın acısı ile gidiyordun. 
              Uzanıp baktığımda hala uyuyordun. Dolapta bir şey kalmamış. Yerdeki şarap şişelerine takıldı gözüm. Şarabı sevdiğini biliyordum ama akşam çok içtin be gülüm. Koca gece ayrılığa sövdün. Aklıma çocukluğun geldi! Ağladığında, seni susturmak için eline kâğıt para tutuşturduklarını anlatmıştın. Parayı seyrederken ağlaman kesilirmiş. Bir gün yolda kaybolmuş bir çocuk görmüştüm içini çeke, çeke ağlıyordu saman sarısı saçları vardı. Dayanamadım; o gün onunla birlikte ağlamıştım bende.
                Sokakta daha kimsecikler yok, bakkal yeni açıyor dükkânını! Fırına, dedim. Önce fırına gitmeliyim. Soframızda sıcak ekmek olmalı bu sabah, simitte almalıyım. Gazeteler, evet gazete almalıyım. Aslında biliyordum, ikimizde de gazete okuyacak hal yok ama yanına veririm düşüncesiyle işte. Gazete bayiine giderken gözüm midyeciye takıldı. Çok severdin, keşke akşam üstü gitseydin son bir kez..             
                  Çarşı meydanında, adliyenin önündeki bayrak karşıladı beni, Kıpkırmızı dalga, dalga. Şubattı ilk karşılaştığımızda kırmızı bir palton vardı her yer bembeyazdı ve sen bir gelincik gibiydin..
                   İşe bak, hava yağmur getirecek, deniz tarafı iyice kararmış. Eve dönmeliyim belki de uyanmışındır. Yumurtalar, peynir, gazeteler hepsi tamam, yetişmeliyim! Haziran yağmuru bu; yağdı yağacak, inşallah çabuk geçer. Tanıdık bir evin penceresinin altından geçiyorum. Bir şangırtı koptu, cam kırıldı zannederek duraladım. İçeriden bir genç kızın ağlamaları, haykırışları geliyordu. Kaçtım hemen oradan, çaresizliğin insanı nasıl ıssızlaştırdığını çok iyi bilirim!
                   Fazla gürültü yapmadan açtığım kapıdan içeri süzülürken, aynada bir idam mahkûmunun yaftası gibi duran mektubunla karşılaştım.
“Biliyorum kızıyorsun bana ama böyle gitmek sana karşı büyük ayıp oldu. Kaç kez denedik ama olmuyor. Hem baştanbaşa yanlıştı zaten.”Ben, hayatımı değiştirecek kararları veremiyorum sen olduğun müddetçe biliyorsun! Görüyorum ve hissediyorum gittikçe yoğunlaşan duygular var sende de bende de anlıyorum sürüklendikçe sürükleniyorum..Kaybolup gideceğim! Varlığın ne kadar güzelse yokluğunda o kadar güç ..Seni kırıyorum söylediklerimle..sen de yıpranma bende; böyle bitip gitsin.Sana kızgın falan değilim! Sende olma; sevgiler... Kararlıyım bu sefer inan! Geri dönme olur mu? Seni çok iyi anlıyorum sende anla. Hoşça kal!”
             Gözlerimi açtığımda yerde yatıyordum. Üstüm başım gazete olmuş, sokakta ölen insanlar geldi aklıma, illa gazete ile örterler üstlerini. Aklım o gazetelerin altında yatanda kalır. Sahi biz hazirandayız değil mi? Haziranda ölmek zor adlı şiiri anımsadım. Yerde yatıyorum ve üstüm başım gazete. Dudaklarıma acı bir tebessüm yerleşti; yirmi dakika önce yanında yatıyordum ve odam sen kokuyordu..
                  Ah bu aynalar, insana nefesini bile yansıtan bu aynalar, sonunda ayrılığı da elime tutuşturdu ya. Yaradılışları bile sırdan olan aynalar! Bizim sırrımızı da saklayacaktır eminim. Kimseler bilmeyecek ayrıldığımızı, seviştiğimizi bilmedikleri gibi..
                   Sokağa çıktığımda nereye gideceğimi bilmeden yürüyordum. Kaç meyhane kapısından döndüm bilemiyorum. Kaç saattir oturuyorum bu kayalıklarda, yağmur ne zaman dindi, uzaklarda bir şarkı çalınıyor, anımsıyorum evet, evet son günlerde dilinden düşmez olmuştu bu şarkı.. Yalnız ve paramparça aşktan hasarlı/Zormuş unutmak bu geçmez yarayı/Sevdan içimde bir kurşun misali/Kanar durur gönlüm gittin gideli/Ah birgün olur, unutulur demiştin ya…/ Söyle bana nasıl olur unutulur, unutulur, unutulur
                   Yerdeki ıslak gazete parçasına takıldı gözüm. Kadının dünyası, adlı bir köşede bir anket sorusuydu zannedersem. Yoksa ünlü birine mi sormuşlardı ne? Gazeteci soruyu şöyle soruyordu; aşk mı? Kariyer mi? Kadın kahkahalar atarak ve kurnazca cevaplıyordu; “Tabi ki Kariyerli bir aşktan yanayım, hayatım” 
Sevdan içimde bir kurşun misali/Kanar durur gönlüm gittin gideli
                  Yağmur tekrar yağmaya başlamıştı. Kayanın üzerinde gariban çamaşırı gibiydim, bir ıslanıp bir kuruyordum. Kırkikindi yağmurlarıydı bunlar. Uzun, uzun denize dökülüşlerini izledim. Bu yağmurunda bir aşk hikâyesi olduğu söylenir. Bir ayrılığın öyküsüdür.
“Bir gün, yağmur Güneşe yenik düşmüş..Nasıl mı? Öyle ki, yeryüzü hem yağışlı, hem güneşliymiş o gün. Oysa, yağmur sevdiğini kaybetmişmiş...Sellere, sulara karışıp, akıp gitmiş bir zerre bilinmeyene..Güneş, inadına çıkmış o gün..tüm azametiyle, parlamış, gülmüş insanlara.Yağmur öyle çok kızmış ki, Öyle beter yağmış ki tarifi mümkünsüz ama güneş yine gülüyormuş ve yağmur dinmiş usul, usul... Kabul etmiş yenilgiyi iç acısıyla..
demiş ki;
giden sevgili benim di güneş,tipi, kar,fırtına..ne olursa olsun engelim, ben arayıp bulmalıyım sevdamı..ve karar vermiş, söz vermiş kendine.Kırk gün, her ikindi zamanı yeryüzüne inecek, bu zaman zarfında bulamazsa sevdasını, ona fırsat verecek...
O yıldan sonra, her yıl, mayıs ayına saklamış ikindi yağışlarını..nisan sonu..mayıs sonu hep yağmış ikindilerde kırk gün..ama ne giden sevgili dönmüş, ne yağmurda umut bitmiş....
hala bekler, hala umut edermiş..Her kırkikindiler sevgililer adına yağarmış...”

                                                                                                       Issız adam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.