Silivri Facebook
banner88
banner43

Aristo'yu Çağıralım
 
Anlaşıldı, karar meclisten geçirildi mi?
Evet çoğunlukla!
Bu da anlaşıldı ama anlamadığım bir şey var. Belediye de bu karar meclise gelene kadar kaç kişiden  geçti kaç hesap uzmanı var? Yeri geldiği zaman iki üniversite bitirdim diyerek gezinen insanlar, hesap uzmanları var. Ya bunu da anlarım. Herkesin gözünden kaçar.
 
Ama anlamayacağım bir şey var ki !
Savunma şekliniz..

                   Belediye olarak bu ot biçme işinde fiyatı yüksek tutarsak bize talep olmaz bizim de giderlerimiz azalır. Ucuz fiyat verir isek; sonrada talepleri karşılayamayız.

                   Beyler, özrünüz kabahatinizden büyük! Gelin hesaplayalım bakalım kaça biçilir bu ot; önce sizin hesabınıza göre;
 
                    Metrekaresi,  7.- TL  olursa  X 1000 m2  =  7.000.- TL yapar eski haliyle 7 milyar TL’si yani günde 10 dönüm biçtin mi? 70.000.- TL’sini yani  70 milyar TL  10 günde 700 milyar yaz boyunca  yani yüz günde 7 trilyon TL. Kaç para borç bırakmıştılar size 20 trilyon TL,  3 ayda 3 birini kapatacaktınız. Siz bu parayı istemediniz yani!

                    Beyler, özrünüz kabahatinizden büyük! Kim konuşmuşsa? Vatandaş yarı fiyatına dışarıdan yaptırır demişsiniz. Yarı fiyatı? 3,5 trilyon TL

                    Aklıma bizim Cesim geldi; Cesim Ağrı’lı 13 yaşında geldi Silivri’ye şimdi 33 yaşında. 20 yıldır Tırpancılık yapar, Kıt kanaat geçinirler. Yaz gelince memleketten ağabeyleri de gelir.  Dört beş ay ot biçerler, Siteler de bahçeler de. Özellikle gittim Cesim’e sordum!

                     Bir metrekare otu kaç dakika da biçersin?  “Beş altı vuruşta biçerim” dedi. Makinen yok mu dedim yok dedi. Olsa? Üç saniye! Kaça biçiyorsunuz? Bir ot’a bakarız birde alana!Yani? Bir dönüm yer, en kötü şartlarda bir, bir buçuk saatte (Tırpanla) o da 50.- TL,  bilemedin 60.- TL alırız.

                      Beyler, özrünüz kabahatinizden büyük! Siz otun m2’sini yedi liraya biçtirirseniz.  Çiçeğin de tanesini 15 liraya diktirdiniz demek ki. Aristo mantığına göre bu böyle olmalı değil mi? Aksi takdirde doğrayın bizi Marmara’ya cacık olsun.

ÇEVRECİLİK HAFTASI: 5 Haziran 2009 çevre günü haftası Dünya da çevre duyarlılığı olarak gündemde, Adam çıkmış Everest’in tepesine pankart asıyor. Dünyanın tavanı eriyor diye bas, bas bağırıyor. . Amazon Ormanlarında, yerlilerle kolluk kuvvetleri çatışmış, 18 kişi ölüyor, Neden? Dünyanın ciğerlerini söküyorlar da ondan. Karşı geliyor
Ormanın sahipleri

Bizimkilerde bağırıyor! Hop, hop, hey, hey! Vur patlasın çal oynasın. Bizde olay Çevre günü şenlikleri diye ilan edilmiş. Sanırsın ki;  kakava şenliklerine hazırlanıyorlar. Bu arada; Silivri Çevre Derneği Başkanı Ali Korsan nerede? Bir hazırlığı var mı? Yok. Peki
Belediye Ali Korsan’a ne zaman haber veriyor. Kutlamalara giderken “Hadi atla sende çevre şenliğine gidiyoruz.” Gittikleri yer neresi? Gümüşyaka, Niçin Gümüşyaka? Çok mu pisti de temizlemeye gidildi? Yoksa en temiz yer Gümüşyaka’da; görücüye mi çıkardınız! Seneye de Değirmenköy olur canım, üzülmeyin!

Şimdi sizlere bir soru sorayım. İstanbul Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün En çevreci Belediyeler ödülünü kim aldı? Siz, bu yarışmaya katıldınız mı? Katıldı iseniz,  kaçıncı oldunuz? Ben size, ilk üçü söyleyebilirim. 1. Şişli,  2. Kadıköy, 3. Bağcılar belediyeleri,

Sayın Işıklar ve Sayın Korsan, lütfen daha koordineli ve daha çok bilgi alışverişi olsun.


HAFTANIN ŞARKISI
BİR BAHAR AKŞAMI RASTLADIM SİZE
Bir bahar akşamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz
Derinden bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eğddiniz

İçimde uyanan eski bir arzu
Dedi ki yıllardır aradığım bu
Şimdi soruyorum büküp boynumu
Daha önceleri neredeydiniz


HAFTANIN FIKRASI
Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş Evrim ne güzellikler yaratıyor! Diye düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha hızlı olduğunu fark ediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış, tam vurmaya hazırlanırken adam  
- 'Allah’ım! Diye bağırmış. 
Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş, bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama;
 
- 'Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?' demiş.
Adam utanç içinde:
- 'Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama hiç olmazsa ayıyı dindar yapabilir misin?' demiş. 
—Peki' diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.
Nehir tekrar akmaya başlamış her şey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirmiş ve konuşmaya başlamış;
 
- 'Allah’ım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun bana verdiğin nimetlere...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.