Silivri Facebook
banner101

BAŞKANIN DOKUNUŞLARI...

          Başkanın Dokunuşları

                     Sanırım, Özcan Başkan’a olan hayranlığımı birkaç kez dile getirmiştim.

                     Başkanın en büyük sanatı ne biliyormusunuz?

                     Beklenti yaratma sanatıdır! İnsanoğlunun içindeki şeytanına dokunabilmektir.

                     Bütün müttefiklerini bu stratejiden yaratıyor. Tabi ki; bu tarz müttefiklerin kalitesi de tartşılır elbet! Bu tarz müttefikleri tespit etmek için de bu özellikleri taşımak gerekir.

                     Nasıl bir özelliktir bu? Şeytan tanıma sanatı!

                     Dokunduğun şeytan, senin, nasıl bir şeytan olduğunu da anlamayacak! Nasıl  maharet ister değil mi?

                      Bazılarını, Tam beklentilerinin oluştuğu bir anda, elindeki imkanları bıraktırıp gönderiyor. Üstelik nasıl ve neden gittiğini anlamıyor bile!  Yarattığı o sihirli dünyanın hipnozundan kurtulduğu an anlıyor ama iş işten geçmiş oluyor…

                      Bazılarının da şeytanına öyle bir dokunuyor ki; adam gitmek için çırpınıyor ama gidemiyor. Kapının eşiğine kadar geliyor, vazgeçiyor! Bir daha deniyor, olmuyor. Anlayın adamın halini…Sizce, örümceğin ağına düşmüş bir sineğin kurtulma şansı olur mu hiç? Örümcek, sineği nasıl bitiriyor? Etrafı ağlarla örülen sinek; yavaş, yavaş küçülüyor ve örümcek onu bir hamle de yutuyor.

                      Yılmaz Kandemir’in  bize yaşattığı son olayda olduğu gibi! Yılmaz’ın içindeki şeytan, ne menem bir şeytan mış ki; kendisine dokunulmasından bu kadar zevk alıyor. Ya da; bu nasıl bir dokunuş ki; Kandemir’i felç etti kıpırdayamıyor!

                      “İstifa  edeceğim, etmek üzereyim, tamam yarın ediyorum”

                      Halk desteği, basın desteği, parti desteği, hepsi tamam!

                      Tamam istifa et!

                      Yok etmeyeceğim…

                      Bunca yıllık siyasi geçmiş ve gelecekte siyasette iyi bir sıçrayış yapacakken…

                      Minik bir dokunuş! 

                      Gelmiş geçmiş, hepsi yerle bir…

                      İncelik kimde? Dokunanda mı? İçindeki şeytanda mı?

                      Gitmek istiyorsun, gidemiyorsun! Nasıl bir beklenti yaratıldı acaba?

                      Evet, Başkan’a hayranlığım bu yüzdendir ama ne demişler? Ne şeytanı gör ne salavat getir. Aşağıadaki fıkrada benzeşen olayları göreceksiniz. Ben de şeytanıma dokunulmadan kaçayım. Alışkanlık yapar falan yapar değil mi?  Allah korusun…

Adam, şık bir lokantada karısıyla yemek yerken, kapı açılır ve içeri çok güzel bir kadın girer. Bütün gözler kadının üzerindedir.Kadın, işveli bakışlarla etrafı süzdükten sonra dosdoğru karısıyla yemek yemekte olan adama yönelir.

                     “Hayatım nerelerdesin uzun zamandır uğramıyorsun diyerek adamın yanağına bir öpücük kondurur ve karşı masalardan birine geçer.

                       Adam fena halde bozulmuş, karısı fena halde hiddetlenmiştir.

                      “Cevap ver, kim bu aşifte, yoksa metresin mi” diyerek, adamı sıkıştırmaktadır. Adam; kem küm etmekte, cevap vermekte zorlanmaktadır. Karısı dayanamaz ve

                      “ Tamam bu kadarı da fazla artık, annemin evine dönüyorum” diyerek, gitmek için ayağa kalktığında; adam, sakin bir sesle;

                       “ Ne yani? sen şimdi modadaki katı, marinadaki yatı, garajındaki arabaları, bodrumdaki yazlıkları gardrobundaki kürkleri elbiseleri bu yemekleri  ve çılgın partileri bırakıp kenar mahallede oturan annene mi döneceksin”

                         Eşinin bu beklenmedik cevabı karşısında,;  kadın, ayaküstü ikilem geçirir.

                        Tam o sıra da; lokantadan içeri tanıdık bir yüz içeri girer ve yanında da tanımadıkları bir kadın vardır.

Gitmek üzere olan kadın, kocasına dönerek; “bu senin arkadaşın tekstilci suat değil mi?”

-Evet, o ta kendisi

Kadın tekrar sorar;  “Peki yanında ki kadın kim?” Adam cevaplar; “ Metresi”

Gitmek üzere olan kadın, yeni gelen adamın yanındaki kadını uzunca bir müddet süzdükten sonra; dudak büker ve yavaşça yerine oturur.

                         “ Ne yalan söyleyeyim, bizim ki daha güzelmiş” diyerek yemeğine devam eder.

 


                      

                     
                     

                      

                    

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol