Silivri Facebook
banner88

Silivri ve Guantanamo...

  Silivri’miz, son günlerde meşhur cezaeviyle anılır oldu! Denizi, balığı, yoğurdu unutuldu gitti. Tek dileğimiz, bu günlerin çabuk atlatılması. Medya da, varsa yoksa Silivri!

               Guantanamo’yu hatırlarsınız değil mi? 2002’lerde dillerden düşmüyordu. Küba’da küçücük bir körfezdir Guantanamo! Amerika’nın meşhur dünya hapishanesi…

                Yıllarca konuşuldu, Konumuyla, İşkenceleriyle bir dönem hep konuşuldu! Ne oldu, kapatıldı mı? Yok, sadece medyanın gündeminden düştü. İnanıyorum ki; Güzel Silivri’mizde; bir gün, tekrar güzel şeylerle anılacaktır.

                Guantanamo, Dünya gündeminde yokken. Silivri’miz, Dünya gündemindeydi. Bu minicik körfez, kamplarıyla gündemdeydi.

                 Bir Norveç kampımız vardı ki; gerçekten, Avrupa’da tanınır, bilinir ve gelinirdi. Aslında, kasabamızda birkaç tane kamp yeri vardı. Bunların içinde tek Mocamp yeri olarak bilinen Norveç kampı idi.

                 Sizlere, Norveç kampını anlatmadan önce, sahilimizdeki kamp yerlerini saymak istiyorum. Belediye plajımızda aynı zamanda kamp ve Mocamp hizmeti veriyordu. Plaj tesislerinin sağında, solunda ve arkasındaki arazileri (İsmail Kalender’in tarlası) çadır yerleri olarak kiraya verirlerdi. Plaj tesislerinin yüz metre kadar batısında Yem Sanayi kampı dediğimiz, çadırlardan kurulu bir kamp vardı. Norveç kampı hemen yanı başındaydı zaten.

                 Kumluk mevkiinde 4 K kampı diye bir kampımız daha vardı. Bu kamp yeri de, Yem Sanayi kampı gibiydi. Özel bir kuruluşun çalışanlarına aitti.

                 Anadolu Bankası Kampı; İsminden de anlaşılacağı gibi Banka çalışanlarının tatil yeri idi. Silivrili gençlerin gözdesiydi.  En güzel eğlencelerin yapıldığı mekândı. Kamp müdürü Rahmetli Doğan bey’i anmadan geçemeyeceğim. Tüm Silivri onu çok severdi.

                 Toprak Mahsulleri Ofisi Kampı; kampların içerisinde en büyüğüdür. En eskisi, en yeşili olup, aynı zamanda en kalabalığı idi. Rahmetli Fahir ağabey, bize az bakmadı. Ne zaman gitsek,  “Silivri’nin gençleri gelmiş onları yemeğe davet edin, içki ikram edin” derdi. Bunu bildiğimiz için de; orada yapılacak olan hiçbir eğlenceyi kaçırmazdık.

                  Daha sonraları Pamukbank kampı katıldı aralarına. Nedense, diğerleri kadar rağbet edilmedi buraya. Diğer kamplarda gördüğümüz ilgi, alaka ve ikram, bu kampı pek aratmadı herhalde.

                  Her birinden bir yazı çıkarırız buraların. Bu yerlerin birde özel insanları vardı ki Bunlardan biri de;  Kunduracı Ali ağabeyimizdi. Alestro Ali, tüm kamp sakinleri tarafından sevilir sayılır ve çağırılırdı. Her kampa rahatlıkla girer çıkar, sohbetlere katılırdı. Yanında gidebilmek için, Ali ağabeyi kafalamaya çalışırdık. Mekânı cennet olsun Ali ağabeyin. Kendisini, ayrı bir günde anımsarız, şahsına münhasır bir yazıyla…

                 Norveç Kampı; Uluslar arası bir Mocamp idi. Yabancı mecmualarda konu edilir,  tatil yıllıklarında adına sıkça rastlanırdı. Gelenlerin çoğunluğunun Norveçli oluşu, adına yansımıştı. Her yıl turist akınına uğrardı. Şimdi ki Körfez Kent’in yeriydi. Denizimiz, pırıl, pırıldı. Kampın yanından akan dere de öyle. Küçük dalyanlar kurar, içinde kefal tutardık.

                Elli, Altmış çadırlık yeri vardı. Karavanlarla da gelip kalanlar vardı. Kampın ziyaretçileri pek değişmezdi. Hemen, hemen aynı müşteriler gelir kalırdı. Münihli bir Hans vardı. Onun gelmesini çok isterdik. Çok hediye getirirdi bize. Futbol topu, ayakkabı, oyuncaklar, çikolatalar getirirdi.

                Silivri’nin içi turist kaynardı. Hans’ı tanımayan esnaf yoktu. Kumsaldan geçen seyyar satıcıları boş geçirmezdi. Mısırcıyı, dondurmacıyı gördüğümüzde Hans’ı işaret ederdik. Yıllarca hepsinle hep dost kaldık. Gün geçtikçe yurt dışından gelen dostlarımız artıyordu.

                Bir gün, Kış mevsimi nedeniyle, gidemediğimiz kumsala doğru yürümüştüm.  Acı gerçekle karşı karşıya kalmıştım. İçimde, kırılıp dökülen bir şeylerin farkına vardım. Norveç Kampının içinde evler yükseliyordu. Silivri’de bir devir kapanıyordu. İnanınız ki;  yıllar içersinde tıpkı göçmen kuşlar gibi gelip, kamplarını arayan insanları gördüm ve onların hüzünlü ayrılışlarını izledim.

               Guantanamo gibi anımsanmak istemiyoruz değil mi?

               Belediye Başkanımız, Sayın Özcan IŞIKLAR’a sesleniyorum. Sayın Başkan, % 100 Silivri’ye ait olan ve Avrupa’da ün yapmış olan, Norveç kampını hayata geçiremez misiniz? Bizden, hep proje yaratmamızı istediniz. İşte, size proje! Yapacağımız işler çok basit. Mimarsinan köprüsünün, sahil tarafını yeniden düzenleyebilirsiniz. Sadece çimlendirerek ve çadır ve karavan yerleri ayırarak başlayın. Yurt dışında bu kampın yeniden hayata geçirildiğini duyurun yeter. Küçük bir tüyo size,  Günlük çadır ve karavan yeri fiyatları 50.-$ civarında. Ataköy Mocamp hala hizmet veriyor.

                Dünya turizmi içersinde, Karavan turizmi hala çok geçerli ve ayrıcalıklıdır. Binlerce Elit üyesi vardır. Hepsi Doğa ve Çevre dostudur. Hepsi de birbiriyle iletişim halindedirler.

                Başkan, Norveçliler size oy veremez ama!

                Turizm ve çevre ödülü vererek, sizin adınızı ölümsüzleştirirler.

                Yer konusunda, serbestsiniz! Olabiliyorsa, Boşnak bahçeyi de düşünebilirsiniz. Geçenlerde satışı gerçekleştirilen TMO kampı da; bu iş için yaratılmış bir yer.
                 
                  Projenin Sloganı bile hazır.

                “Silivri, Uluslararası şöhretini geri istiyor”
            
                  Projenin tek sakıncalı yanı ise;

                  Benim önermem!

              

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol