Silivri Facebook
banner101

Vazgeçmek...

     Kolay değildir!

               İnsanın, kendisini en fazla sorguladığı andır.

               Vazgeçmek;

               Duygularından, tutkularından, alışkanlıklarından vazgeçmek, kolay değildir.

               Vazgeçebilmek, bazen birinin yaşama tutunabilmesi için, yapılan büyük bir erdemliktir. O, yaşama tutunurken, sen acılara tutunursun. Yaralarının kabuk bağlamasını beklersin.

                Vazgeçmek, bazen iyiliktir…

                Bazen de ihanettir!

                Sevdiğine, dostuna, yarenine, eşine, iş arkadaşlarına, yoldaşlarına ihanettir.

                Birde, kendine…

                Kentimizde, son günlerde havaalanı polemiği başladı. Önce Çevre Derneği Başkanı Sayın Ali Korsan’ın beyanlarını okuduk yerel medyamızda.

                Ali’yi anlayabilirim. Çevre ile endişeleri vardır, gündeme getirmesi doğaldır. (Eğer işin emlak boyutunu düşünseydi, sesini çıkarmaz işine bakardı.)

                 Bakamadı! Çok sevdiği başkanı da; fikrini açıkladı.

                “Havaalanı; Silivri’mize yapılmasın, Çatalca’ya ya da; çorlu’ya yapılsın!”
 
                   Niye?

                   Çünkü Bizim topraklarımız tarıma daha elverişli onlarınki daha az elverişli!

                   Başkan, bir anda vazgeçiyordu! Dedik ya; insan bilmeden de vazgeçebilir diye!

                   Vazgeçmek…

                  Bazen de ihanettir!

                  Sevdiğine, dostuna, yarenine, eşine, iş arkadaşlarına, yoldaşlarına ihanettir.

                  Birde, kendine…

                  Havaalanı, Silivri’ye yapılmasın derken; Hızlı trenin gelmeme olasılığını da düşündü mü? Havaalanı yoksa hızlı trende yok! Niye gelsin ki? Hızlı tren yoksa! Hani, Üniversiteler şehri olacaktık ya! Boşverin, vazgeçtik onlarda yok. Ya Üniversite Hastaneleri gelecekti kurfallı köyüne! Havaalanından, Kurfallı köyü, kuş uçuşu 10 km. Avrupa’nın en büyük Üniversite hastanesi olacaktı. Cerrahpaşa tıp fakültesi buraya taşınacaktı. Avrupa’dan, Ortadoğu’dan hastalar gelecekti.  Yok, vazgeçtik. Hani biz, bilmem kaç bin dönüm üzerinde teknolojik tarım yapacaktık Sonra ihraç edip, çiftçimizi kalkındıracaktık. Havaalanı gelecek ya; yapılmaz artık o çiftçilik, vazgeçtik! Sahi ya; az daha unutuyordum. Gümüşyaka’ya liman olacaktı ve oraya B.Sinekli ve K.Kılıçlı üzerinden hem tren Hem de; üçüncü transit yol bağlantısı olacaktı. Depolama alanları, Lojistik ve binlerce kişiye iş imkânı. B.Çavuşlu bizim mahallemiz değil mi? Toki,  İkitelli organize sanayi bölgesini buraya taşımak için 9 bin dönüm araziyi kamulaştıracak. İkitelli’de; havaalanı; bunların burunlarının dibinde değil miydi? Yüzlerce fabrika ile binlerce orman köylüsüne istihdam sağlanacaktı. Kalsın, havaalanından vazgeçtik biz.

Biz, bilmeden hepsinden vazgeçiyoruz galiba! Hani nasıl desem? Boşverin demeyeyim.

               Aşağı yukarı, çoğunu sizlerden dinledik. Dinletilerinizi de; hep doğru belledik. Bütün bunlar, Büyükşehir Belediyesinin hazırladığı Kalkınma Planlarında var. 2023’te İstanbul adlı çalışmada yer alıyor. Edirne’ye kadar İstanbul B. Şehir çıkarıyor İmar planlarını.

                 Vazgeçtim…

                “Ben olsam, Çorlu’ya taşırım havaalanını. Mevcut havaalanını genişletirim. 35 bin dönüm Hazine arazisi daha var yanında. Kamulaştırma bedeli sıfır. Arkası (Kuzeyi) Veliköy, Çerkezköy Sanayi bölgeleri. Güneyinde Türkgücü, Yakuplu var. Kur Sanayini, istihdam sağlarsın. Yeniçiftlik ve Marmara Ereğlisi Liman bölgeleri. Tren yolu dersen, zaten Serbest Bölgenin içinden geçiyor! Kur sanayi bölgeni, yap limanlarını. Hepsini bir çizgi üzerinde topla; ¼  fiyatına gelsin sana.
 
                  Bu arada, Havaalanını yaptırmadık ama bizim köyün arazileri değerlenir mi? Tabi ki; Gazitepe varoş olur ve sokaklarından mavi otobüsler kalkar vardiya, vardiya! Veliköye, Velimeşe’ye, Yakuplu’ya, Çorlu’ya… Seni alır giderler ya…

                  Ben mi? 

               Vazgeçtim...
              Gözlerinden,
              Vazgeçtim...
              Sözlerinden

             Bir ah de yeter.
             Sessizce, kimsesizce,
             Gönderdim dudaklarımı
             Öpme al yeter.

             Hiç tanımaz tenim ellerini,
             Bilmez yüreğim bilmez yüreğini
             Ah bu koku, bu ten, bu dokunuş
             Ah bu delilik sarsar bedenimi
             Yok olma zamanı şimdi... 

             Vazgeçtim…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol