Silivri Facebook
banner88

Neden Buradayım?
 
“Tamam Ahmet kardeşim, İstanbul’a geldiğinizde beklerim” Dedim…
 
Yıllar önce işte böyle tanıştım Refik Bek ile ve zamanla samimiyetimiz ilerledi, aynı siyasi partide çalıştık.Prensiplerimize ters gelen bir harekette, ortak düşüncelerle partiden ve yönetimden istifa ettik… Bu güne kadar ne o beni kırdı, nede ben onu. En önemli ortak yönümüz, insanlara hümanist yaklaşımımız…
 
Ama benim bir farkım var, ne kadar sevgini verirsen ver, ön yargılı ve vefasızlara karşı, tepkim çok olumsuz oluyor…    Daha sonra ailelerimiz tanıştı, Hüsniye Bek ile çocukları Aslıhan ve Oğuzhan’ı çok sevdik…
 
Silivri’de düzenlenen her türlü aksiyonumuzda Refik Bek’in desteğini gördük…         
 
ŞİMDİ PAYLAŞIM ZAMANI…     
 
Birikimlerim, hayat tarzım ve profesyonel anlayışımla onun yanında olma zamanı… İnsan ne kadar iyi olursa olsun, şayet işini büyütmek ve başarılı olmak istiyorsa,  mutlaka destek görmeli… En mükemmel yönetilen işletmeler bile, şirketleşme ve hedeflerini ulaşmada aşama kaydedemezse kaybolmaya mahkum olurlar. Yapılan araştırmalarda bu işletmelerin ömrü ortalama 15 yıl olmaktadır.    İşte bu zamanı uzatmak, büyümek ve başarılı olmak, dışarıdan alınacak destek ile orantılıdır…           
 
Bu gün Türkiye’de 2. kuşak, şirketleri yönetmektedir. Başarılı olanları izlediğinizde mutlaka profesyoneller tarafından yönetilirler. Türkiye ekonomisinin nabzı olan İstanbul’a, zamanında Anadolu’dan gelmiş 1. kuşak iş adamları yön vermektedir ve çok sevdikleri bir hikaye vardır: Eskiden köylerinde, kasabalarında bulunan değirmenlerde, buğdaylar iki taş arasında öğütülüp, alta un olarak dökülürdü… Bu taşın üstte olanında, kalın kalas ve kasnak bulunur, kalasın ucunda bağlı olan at devamlı dönerek, taşı çevirir ve iki taşın arasına konan buğdaydan un elde edilirdi. Şayet değirmenci lafa dalar veya uzaklaşırsa, buğday biter, üstteki taş, alttaki taşı yemeye başlar ve bir anlamda sermaye heba olurdu… Böyle olmasını istemeyen değirmenci kasnağı boşaltır ama at dönmeye devam eder, böylece taş taşı yemezdi. At dönmeye devam ettiğinden, iş yaptığını zanneder ama un öğütmezdi… Buna da avara kasnak çalışma denirdi.
 
Yani çalışan , koşturup bir şeyler yaptığını zannetse bile kazanç olmadıktan sonra boşunadır…
 
Kazanmak için önce hedefin olmalı daha sonra da bir programın…
 
<< EN KÖTÜ PROGRAM , EN İYİ PROGRAMSIZLIKTAN İYİDİR>>
 
Tabiî ki en önemlisi bu programın uygulanması…   
İşte dostluk, tecrübe ve programlı bir çalışma arzusundan doğan beraberlik…
 
İşte NEDEN BURADAYIMIN cevabı…    
 
Sevgilerimle…       

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol