Silivri Facebook
banner88

SİAD Sosyal ve Kültürel Katkılara Devam Ediyor
 
Kaynak : Değişim Gazetesi
 
Silivrili Sanayici ve İşadamları Derneği (SİAD), önceki akşam Klassis Otel’de ‘Nano Teknolojisi ve Sanayide Kullanımı’ konulu bir seminer düzenledi. Seminere; Silivri Kaymakamı Ali Dursun, İlçe Emniyet Müdürü Erdoğan Odabaş, İlçe Milli Eğitim Müdürü Halis İşler, Silivri Birleşik Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Ali Tabakoğlu, sendika temsilcileri, okul müdürleri ve öğretmenler, SİAD üyeleri ve izleyici olarak gençler katıldı.
 
Toplantının açılış konuşmasını yapan SİAD Başkanı Kadir Baran, değişen ve gelişen teknolojiyi yakından takip etmek gerektiğini dile getirerek; “İçinde bulunduğumuz yüzyılı şekillendirecek bir teknolojiyi bugün daha yakından tanıma fırsatı bulacağız” dedi. Baran, nano teknolojisi hakkında bilgi vermek üzere, Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doçent Doktor Yusuf Ziya Menceloğlu’nu kürsüye davet etti.
 
Konuşma yapmak üzere kürsüye gelen Menceloğlu, sözlerine nano teknolojisinin ne olduğu hakkında bilgi vererek başladı. Menceloğlu, nano teknolojisini şu ifadelerle anlattı: “Nano metre, metrenin milyarda biridir. Gözle görülemeyecek kadar küçük olan nanonun, yaşama yansıması, işlevleri gözden kaçmayacak kadar büyüktür. Nano teknoloji, atomların tek tek kullanılarak, yalnızca çalışabilen değil, iş gören, makro, dünyada olmayan niteliklere sahip aygıtların üretilmesi ve kullanılmasını amaçlayan bir alan. Türkçe’ye ‘moleküler üretim’ diye çevrilebilecek nano teknoloji kavramı, son yıllarda çokça adından söz ettirmekte. Bir nanometre, milimetrenin milyonda biri. Bir başka ifadeyle, insan saçının çapının yüzde binde biri nanometreye denk geliyor. Nano değeri, maddenin atomdan önceki son basamağını gösteriyor. Nanometre terimi, antik Yunanca’da ‘cüce’ anlamına gelen ‘nano’ kökünden geliyor. Nano teknolojinin bir başka tanımıysa, üretilmek istenen maddenin, atomlarından başlayarak yapılması. Kavramı ilk defa dile getiren Amerika Birleşik Devlerin’den Eric Drexler’dir. Nano teknoloji üzerine yoğunlaşan Foresight Enstitüsü’nin kurucusu plan Drexler, ünlü MIT laboratuarındaki eğitimi sırasında, biyolojik sistemlerden esinlenerek, moleküler makineler yapılabileceğini önermiş, nano teknoloji kavramını ortaya atan kişi olmuştur.”
 
Doç. Dr. Menceloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Nano Teknolojisi ile gerçekleştirilen üretimlerde, maddelerin molekülleri çok büyük enerji yaratmaktadır. Bu sayede, çok özel işlevi olan mucize ürünler elde edilmektedir. Nano Teknolojisi, tekstil, boya, kimya, taş, su arıtma, elektronik, sağlık, otomotiv, bilgisayar teknolojisi ve sanayiinin tüm kollarında devrim yaratacak niteliktedir. NanoLight Ray Türkiye'ye şimdilik tekstil, boya (yüksek ısıya dayanıklı sanayi boyaları, doğal taş-mermer boyaları ve antibakteriyel özellikli boyalar), otomotiv ve medikal sektörlerine hammadde temini, endüstriyel çözümler ve bitmiş ürünler bazında girmiştir. Nano teknolojisi ile üretilen ürünler global rekabette her geçen gün kendinden daha çok söz ettirmekte, üstün özellikleriyle pazardan aldıkları pay oranını sürekli olarak artırmaktadır.”
 
Nano Teknolojinin Yararları Nelerdir?
Yusuf Ziya Menceloğlu, nano teknolojisinin yararlarını şu ifadelerle dile getirdi: “Nano teknoloji tasarruf demektir. Daha az maliyetle, daha çok üretim sağlarsınız. Enerji kaynaklarından elde edeceğiniz tasarruf ile enerji maliyetlerini düşürürsünüz. Üretim süreçlerini kısaltarak zaman ve maliyet kaybını önler, rekabet gücünüzü artırırsınız. Teknolojik yarışta geri kalmaz, öne geçersiniz. Nano teknoloji yaşam kalitenizin yükselmesini sağlar. Ürün kalitenizi yükseltirsiniz. Üretiminizle, insanların yaşam standartlarını ve kalitesini yükseltir, daha sağlıklı ve daha güvenli bir yaşam sunarsınız. Ulusal gelir düzeyinin yükselmesinde önemli bir rol üstlenirsiniz.”
 
Nano teknolojinin hedefleri
Menceloğlu, nano teknolojisinin hedefleriyle ilgili olarak şunları söyledi: “Uygun atomları ya da molekülleri doğru biçimde bir araya getirerek istenen yapıyı oluşturmak. Yapı bölümlerinin kontrollü biçimde kendi kendilerinin kopyalamalarını ve büyümelerini sağlamak. Moore Yasası ile öngörülmüş ve gerçekleşmiş olandan çok daha hızlı bir gelişme sağlamak. Canlı yapılara cansız yapılanların bir arada işlev görmesini sağlamak. Büyük devletler savunma sanayinin gelişmesi adında bu çalışmalara yüz milyonlarca dolar aktarıyor. Nano tabanlı projeler arasında bir hafta uykusuz kalabilmesine rağmen yüksek performansından hiç bir şey kaybetmeyen süper askerler, insansız uçabilen ve arıza yaptığında kendini tamir edebilen uçaklar gibi çalışmalar bulunuyor.”
 
Nano teknolojisi neler getirecek?
Yusuf Ziya Menceloğlu, nano teknolojisinin hayatımıza ne gibi değişiklikler getireceğini şu sözlerle dile getirdi: “Vücuda zerk edilecek programlanabilir makinelerin kullanımları sonsuz olabilir. Hatta vücuda ek bir bağışıklık sistemi de kazandırabilirler. Hedef hücrelerin özellikleri programlandığında, mesela grip virüslerine saldırabilir ve bünye hastalanmadan virüs istilasını durdurabilirler. Aynı zamanda vücuttaki her bulguyu rapor edip doktorluk da yapabilirler. Güvenli ve makul ücretli uzay seyahatleri yapabileceksiniz. Avrupa'dan ABD'ye 15 dakikada, 7 günde de Mars'a gidebileceksiniz. Asfalt yerine yüksek etkinlikli ve kendini türetebilecek solar hücrelerden oluşan yollar dünyadaki enerji üretimini dörde katlayabilir.
 
Etrafınızdaki eşyalar süper dayanıklı elmaslardan imal edilecekler; sınırsız hesaplama ve işlem gücüne sahip olacaklar ve hareket eden parçaları sadece birkaç atom genişliğinde olacak.
Dünyayı kirleten sanayiler geçmişte kalacak, çevre kirlenmesinin önüne geçilecek, mevcut kirlenmiş kaynaklar otomatik olarak temizlenecek ve gerçekten ‘yeşil’ bir dünyaya sahip olacağız. Mesela uçabilen nanobotlar, delinen ozon tabakasını tamir etmeye programlanabilirler. Temiz su kaynaklarını kirleten maddeler ayrıştırılabilir, denize dökülen petrol çözülebilir. Dahası, atomik seviyede üretim yapılacağından çevreye verilecek zarar minimum olacak. Kendi kendini inşa eden çevreci yeşil evler insanları tabiata geri döndürebilir. Soyu tükenmiş bazı hayvan ve bitki türleri tekrar türetilebilecek. Artık ne yağmur ormanları yok edilecek, ne de fabrika bacalarından çıkan zehirli gazlardan endişe etmemize gerek kalacak. Moleküler gıda sentezi ile kıtlık ve açlık eski çağda kalacak.”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol