Silivri Facebook
banner88

IŞIKLAR: BİZİM DE ÇILGIN PROJELERİMİZ VAR...

Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Kale Park’ta yaptığı basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu…

" O ŞİMDİ YAPRAK"
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, geçtiğimiz cumartesi günü Kale Park Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında, hem gündemi değerlendirdi hem de AK Parti Silivri İlçe Başkanı Metin Karakaş’ın eleştirilerine cevap verdi. “Siyasette ya rüzgar olursun ya da yaprak” sözünü hatırlatan Işıklar, Karakaş’a göndermede bulundu “O şimdi yaprak”
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, düzenlediği basın toplantısında, 50 Yoğurt Festivali’nden AK Parti Silivri İlçe Başkanı Metin Karakaş’ın eleştirilerine kadar birçok konuda açıklama yaptı. Festival bütçesinin 1,5 milyon TL olmadığının üstünü çizen Işıklar, halkı aş ve iş derdindeyken milyonluk festival yapma anlayışını ortadan kaldırdıklarını söyledi. Silivri’nin 7 bin yıllık kültürüyle büyük bir ilçe olduğuna dikkat çeken Işıklar, Karakaş’ı “Büyük Silivri’de küçük başkan değil, büyük başkan olma düşüncesini kafasına yerleştirmeli” sözüyle eleştirdi. Deredeki kayıkların kaptanı olmaktansa, okyanusa açılan geminin miçosu olmaya da razı olduğunu ifade eden Işıklar, Silivri’nin Tunus ya da Mısır’ın bir kasabası olmadığının da farkına varılması gerektiğini ifade etti. Yılmaz Kandemir’in istifası gibi söylemlerinde asılsız olduğuna değinen Işıklar, ekip olarak yollarına devam edeceklerini söyledi.

 
“SİLİVRİ HALKININ BEKLENTİSİ ÇOK YÜKSEK”
Silivri Belediyesi tarafından gerçekleştirilen 50 Yoğurt Festivali’nin gördüğü en güzel festival olduğunu söyleyerek söze başlayan Belediye Başkanı Özcan Işıklar şöyle konuştu “Son 30 yıldır izlediğim, amacına ulaşan en güzel festival oldu. Katılım yoğun oldu ve ulusal medyada da yaklaşık 1 hafta boyunca yer aldı. Tüm bunların sonunda Silivri’nin markalaşmaya değer bir yer olduğunu çok daha iyi anladık. Ve bu Silivri’de, bazen yaparak bazen de yıkarak güzelleştirdiğimiz bir şehir dokusu ortaya çıkmaya başladı. Değişime başladığımız anda çok ciddi bir enerji biriktiğini gördük. Bir kere Silivri halkının beklentisi çok yüksek. Ne yaparsanız yapın burada, geçmişten bu yana beklide amacı doğru tanımlanmamış, doğru tercihlerle yönlendirilmemiş bir değişimi, şimdi yeni yeni fark edilir duruma getirdik. Silivri halkının bir beklenti içerisinde olduğunu düşünüyorduk ama beklentisinin bu kadar büyük olduğunu bilmiyorduk. Bu festivalde ayrıca, yapılan şeyler küçük de olsa Silivri’nin gerek ekonomisine, gerek sosyal hayatına ve gerekse refahının artmasına katkı sağladığını gördük. Festival tüm bunların somut bir şekilde görülmesine vesile oldu.
“EĞLENCE KISMINA BÜTÇEMİZDEN KURUŞ HARCAMADIK”
Belediyeler festivaller için gerekli olan bütçeleri ayırırlar. Bizde bir bütçe ayırdık. Ayrıca bu bütçe meclisten geçerken de bellidir. Biz geçtiğimiz yıllardaki festivallerde dahil olmak üzere, özellikle eğlence kısmını yani sanatçı ve ses düzenlerini bu bütçeden karşılamıyoruz. Bu yıl da karşılamadık bundan sonrada karşılamayacağız. Hatta festivale 3 gün kala birçok firma “Keşke biz de katılsaydık” şeklinde serzenişte bulundular. Ama yapacak bir şeyimiz yoktu. Program yapılmış, sponsorlarla anlaşılmış ve duyurular yapılmıştı. Biz bu firmalara teşekkür ettik ve seneye katılmaları konusunda anlaştık. Sizlere birkaç firma ismi vermek istiyorum sponsorlarımız olarak; Sayman Kimya, Şölen Çikolata, Harput Tekstil, Ahmet Ramiz Yılmaz, NBS Soyaslan, Dönüm İnşaat, Yol Fen İnşaat’ın katkılarıyla yaklaşık 408 bin TL’lik bir sponsorluk gelirimiz olmuş. 112 bin TL’si sahne ve ses, geri kalanı da sanatçılar için kullanılmış durumda.
“SAYIN VALİMİZ 5 BİN HEDEFİ KOYDU”
Sahilde ve ilçede yapmış olduğumuz kentsel dönüşümün ne denli olumlu olduğunu da bu festival neticesinde görmüş olduk. Hatta Sayın Valimizin ilçemizi ziyaretinde, sanki içimi okurmuşçasına sorduğu “Kaç kişi oturarak balık yiyebiliyor” şeklindeki soru çok güzeldi. Özellikle benim bin 500 civarında olduğunu söylememe karşılık kendisi bu rakamın yeterli olmadığını ve 5 bin olması gerektiğini ifade etti. Ben de kendisine bunun üzerine bu sözlerini emir kabul ettiğimizi ve hedefimizi bu yönde belirleyeceğimizi söyledim. Ama şu önemli. Silivri’nin bir kültürü var. Yer altı ve yer üstü tarihi yapısının içerisinde, eğitim, kültür, turizm sektörlerindeki hizmetleri iyi bir şekilde yapabilen, geliştiren ve satan bir kasaba haline getirebilirsiniz. Biz bunu yakalamaya çalışıyoruz. Bizim yapmaya çalıştığımız şeylerin bir boyamadan ve bir peyzajdan ibaret olduğunu düşünenler yanılır. Bizim böyle bir projemiz yok. Biz Silivri’yi tamamıyla ele alarak geliştirmenin peşindeyiz.
“1,5 MİLYONLUK FESTİVAL YAPMADIK”
1,5 trilyonluk bir festival yapmadık ve de yapmayız. Söylenenlerin aslı astarı yok. Bu yıl sponsorlarımızın göstermiş olduğu ilgiden cesaret alarak, belediye bütçesinden harcamak durumunda olduğumuz otel ve konaklama gibi giderleri de gelecek yıl sponsorlar aracılığıyla karşılamayı düşünüyoruz. Bu yıl işlemleri başlattığımız için geriye dönüş yaparak sponsorlarla gideremedik. Belediye bütçesinden kullandığımız miktar ise yaklaşık olarak 150 bin TL civarında.
“DERNEKLERİMİZE KEYİFLİ MEKANLAR SUNDUK”
Derneklerle toplantı yaptık. Özellikle yöre dernekleri burada kendi yörelerine özel ürünlerini pazarlama imkânı buldular. Bazı derneklerimiz, yerin bu kadar düzenli ve geniş imkanlı olabileceğini tahmin edemedikleri için yer almadılar. Gelecek sene yine kültürel özelliklerini sergilemek isteyen derneklerimize daha da keyifli mekânlar vermeyi düşünüyoruz. Festivalin bu yönünü de ortaya çıkarmak lazım.
“İNSANLAR AÇKEN, FESTİVAL YAPMA ANLAYIŞINI KALDIRDIK”
Silivri’de birileri kapılarda iş beklerken, evine götürecek ekmeğin peşine düşmüşken festival yapma anlayışını kaldırdık. Artık insanlar başı dara düştüğünde işsiz kaldığında, evinde yiyecek ekmeği olmadığında nereye gideceğini biliyor. Engellisine, yaşlısına uzanacak bir elin olduğunu biliyorlar. İnsanlarımızı daha yüksek hayat standartlarına yükseltme idealimiz ve çalışmalarımız devam ediyor.
“BİZ KENTİ YAYALAŞTIRIP TİCARETİ ARTTIRMAYI HEDEFLEDİK”
Bir kenti yayalaştırmak ve oradaki ticari hayatı canlandırmayı hedefledik. Özellikle Fevzi Çakmak buna bir örnektir. O caddedeki 6-7 dükkân boştu. Tamamı doldu ve hepsi neredeyse vitrin yenilemesine gitti. Hatta şimdi dükkânlar hava parasıyla el değiştirmeye başladı. Ticaret bu şekilde canlandı.
“ÇARŞI MERKEZİNE 400 ARAÇLIK OTOPARK DÜŞÜNÜYORUZ”
Sahilin ana koridoru tamamlandı ve yarların altındaki çalışmayla o bölgeyi bütünleştireceğiz. Oradan çarşı meydanına geçeceğiz. Çarşı meydanında 1 Ekim’de tahliyeler başlayacak. İSKİ binası ve Ünsal Düğün Salonu’nun olduğu bina yıkılacak. O bölgeye 200 araçlık bir otopark projemiz vardı. Şimdi 400 araca kadar çıkartabilme imkânımız da var. Orayı 1 Ekimden sonra yap işlet modeliyle ihaleye çıkartmayı düşünüyoruz. Bu konuda İSPARK ile görüşmelerimiz var. Sonuçta 39’da 1 hissedarıyız.
“DOĞAL DOKUYA UYGUN MALZEME KULLANIYORUZ”
7 bin yıllık bir ilçede, yer döşemelerini doğal malzemeyle yapmamak, o kasabayı tanımamak anlamına gelir. Bizim doğal malzemeyle yapmaya kalkmamızın nedeni bu. Bazen işlerin ağır gittiği eleştirileri yapılıyor. Ama malzeme sıkıntısı çekilmesinin etkisidir bu. Çünkü bütün dünya böyle yapıyor.
“SİLİVRİ’Yİ TEK BİR DOKUYA KAVUŞTURACAĞIZ”
Esas dönüşümü yapacağımız yer yıkılan dere yatağında olacak. Öellikle Hasan Özvarnalı İlköğretim Okulu ile E-5 ve Erseven Siteleri arasında kalan alana, çay bahçelerindeki dokuyu uygulayacağız. Yıllardır el atılmamış olan bir bölge orası. Silivri’ye girdiğinizde, yol kenarında ne görüyorsanız, şehir merkezinde de aynı dokuyu göreceksiniz. Hatta köy ve mahallelere girdiğinizde de aynı dokuyla karşılaşacaksınız. Bizim yapmak istediğimiz bu şehri tarihi dokusuna kavuşturmak. Eğer biz sıkıştırma beton taşlardan yapmaya kalksaydık, şu ana kadarki harcanan bütçeyle bütün ilçeyi kaplamıştık. Ama biz doğal dokusuna kavuşturmaya çalıyoruz. Aradaki fark bu.
“ARABALAR SİLDİ ZATEN ASFALTLARDAKİ BOYAYI”
Taşlar daha oturmadan ıslatılmasından ve üzerinden kamyonların geçmesinden o çökmeler yaşandı. Esnafa taşları sulamamalarını da söylememize rağmen, biraz toz olunca ıslatmaya kalktılar. Tüm bunlarda çökmelere neden oldu. Ama tüm bunlar bizim yapmak istediğimizden vazgeçmemize mazeret olamaz. Biz prestijli asfalt yapma, renkli asfalt yapma derdinde değiliz. 3 ayda ne asfalt kaldı nede boya. Geçmişi silmeye çalışıyormuşum! Benim silmeme gerek kalmadı ki, arabalar sildi zaten o boyayı. Kaldı ki benim kişilerle sorunum olamaz. Ben Silivri’nin büyük fotoğrafını görmelerini sağlamaya çalışıyorum.
“DEREDEKİ GEMİNİN DEĞİL, OKYANUSTAKİ GEMİNİN KAPTANI OLMALIYIZ”
Büyük ve tarihi ilçenin küçük düşünen başkanları. Ben 900 km’lik bir alanı bütünleştirmek gibi çabanın içerisindeyim. Bu amaçla yaptığımız çalışmalar, öyle iki tane boyayla yapılacak olan işlerle karıştırılmaz. Büyük ilçenin büyük düşünen başkanları olmamız lazım. Öyle küçük derelerde yüzen kayıkların kaptanı değil, okyanuslara açılan gemilerin kaptanları olmayı hedeflesinler. Silivri artık bunu bekliyor. Küçük suda balık avlamaya uğraşmayalım, oraları geçtik artık. Biz gerekirse, deredeki geminin kaptanı olmaktansa, okyanusa açılan geminin miçosu olmaya da razıyız. Yeter ki büyük düşünelim.
“BÜYÜK DÜŞÜNEN BAŞKAN OLMAYA ÇALIŞSIN”
Arkadaşın bize yakıştırmadığı isim kalmamış. Yok efendim Züğürt Ağa’ymışız. Ben ona bir şey söylemek istiyorum. Silivri çok büyük bir ilçe ve büyük bir kültürü var. Maalesef kendisi 7 bin yıllık tarihi ve kültürel zenginliği anlayamamış, kaçırmış orasını. Büyük Silivri’nin o küçük düşünen başkanının, engin denizlere açılan gemilerin kaptanı olma düşüncesini kafasına yerleştirmesini istiyorum.
“BURASI NE MISIR’IN NE DE TUNUS’UN KASABASI DEĞİL”
Havuzun yapımındaki malzemeyi yetersiz bulmuş. Özellikle birkaç gün önce bir projeyi görmek için İsveç’e gittik. Dünyanın 10 milyon nüfuslu ve en zengin ülkelerinden bir tanesi. 10 tane çok önemli markası var. Bu ülke bile bizim kullandığımız malzemeden kullanıyor. Burada şaşaya gerek yok. Burası bir Arap kültürünü barındıran, Mısır’ın, Tunus’un Fas’ın bir kasabası değil. Silivri onlardan önce var olmuş, 7 bin yıllık kültüre sahip bir ilçe. Zenginlik kültürünü, şehrin dokusuyla kaynaştırmaya çalışanlar, bunun tutmadığını gördüler. Boyalı yollar, yılan gibi ağaca lamba sarmalar gibi…Biz bizim kentimize yakışmayan o kepazelikleri söküp attık. Onların bu çalışmaları anlamadığı gibi, millet de onları anlamadığını gösterdi zaten. 
SİLİVRİ’NİN ÇIKARLARI İÇİN GÖZÜ KARA OLURUM”
Silivri’deki 3200 esnaf sayısının önümüzdeki dönem kaça çıkacağını hep birlikte göreceğiz demiştim. Balıkçılarla ilgili olarak, 1 beş yüz sandalyeye çıkmasındaki en büyük etken, balıkçılarla ilgili, eskiden mezbelelik olan yerdir. Gece oradan geçmeye korkulan bir yerdi. Kentin ekonomisine katkı sunan yerler haline geldi. Gözü kara demişler. Gözü karalık kentin çıkarları içinse, bunu yapmaktan hiçbir zaman kaçmayız. Silivri’de artık 3 TL’ye de balık yenebilir hale geldi. Mutlak bir eşitlik sağlamak mümkün değildir belki ama asgari müştereklerde eşitliği sağlamak mümkündür. Hepimiz oraya baktık yıllarca. Ama bakmakla görmek arasında fark var. Şimdilerde ise bu yapılmış olanı siyasi çıkarlar için nasıl bozdururuz ve ya nasıl yıktırırız diye düşünmek ve uygulamaya kalkmak buraya verilecek en büyük zarardır.
“İNSANLARIN KAZANÇLARI ÜZERİNDEN SİYASET YAPILMAZ”
Bir şeyi yapmak zordur, yıkmak kolay. Mehmet Akif’in bir sözü var ‘Bana 10 kişi bulun 10 günde yıkarım Süleymaniye’yi’ diyor. Ama yapmak için bir Kanuni bir de Sultan Süleyman lazım. Yıkmak için 10 tane amele yeter. Bu işler o kadar basit değil. Biz önümüzdeki iki yılı çok iyi kullanacağız. Bu ok yaydan çıktı ve hedefine vardıracağız. Arkadaşımız Balıkçılar Çarşısı’na takmış. Basın toplantısında da dile getirmiş. Hatta denemiş ama cesaret edememiş. İşte aramızdaki fark bu. Yok efendim ‘Orası balıkçı barınağı mı, liman mı?’ Ne fark eder? Kedinin siyah ya da beyaz olmasının ne önemi var? Önemli olan fare yakalaması. Burada siyaset yapılmaz. Halkın gelirlerini yok etmek için yapılmaz.
“KENDİLERİ NEDEN MARİNA YAPMADI?”
Yarların oraya marina projesi varmış, niye düzenleme yapıyormuşuz? Benim bildiğim 20 yılda beş defa ihale edildi kimse girmedi. Keşke olsa ama hayal bir proje. Silivri’ye marina olmaz. Marina o kadar matah bir şey değil. Ölü tekne mezarlığı. Senenin 10 ayı buraya bağlayacak, bütün pisliği buraya bırakacak. Açıkçası ben marina projesini istemiyorum. Burası Kaş veya Kalkan değil. Madem vardı da, Ankara’da AKP, İstanbul’da AKP ve Silivri’de AKP varken niye o pisliği kaldırıp marina yapmadılar?
“BİZİM DE ÇILGIN PROJELERİMİZ VAR”
Gümüşyaka’ya battı çıktı yolu düşünen biziz. Hatta projesi de Rafet arkadaşımıza ait. İBB düşündü falan değil. Bizim de çılgın projelerimiz var. Hatta bulunduğumuz noktadan aşağıya inip çıkacak bir teleferik projemizde var. Bunun içinde uğraşacağız. Gerçekleşmeyecek bir proje de değil. Şehrin iki dokusunu birleştirmeyi düşünüyoruz.
“MURAT ÇEŞMEYE KIR LOKANTALARI YAPACAĞIZ”
80 dönüme yakın gece geçmeye korkulan bir alan var. Oralara çay bahçelerinde olduğu gibi bir düzenlemeyle kır lokantaları yapacağız. Silivri’deki ortalama vatandaşın gidip yemek yiyebileceği mekânlar haline dönüştüreceğiz. Silivri’nin günü birlik turizmine kazandırmış olacağız.
“BENİMLE AYNI GÜNDE TOPLANTI YAPMAYA KALKTI”
Ben basın toplantısını pazartesi günü yapacağım diye bir bilgi verdim. Bunu özellikle söyledim. Arkadaşı denemek istedim. Bir baktım ki arkadaşımız, benimle aynı gün yapsın diye pazartesi gününe almış basın toplantısını. Ben de hafta sonuna erteledim. Bakalım arkadaşımız ne anlatacak diye bekledim.
“TOKİ DAİRE BAŞKANI TANISIN BENİ”
2010 yılında bir çalışma yaptık. Arkadaş TOKİ Başkanını tanımadığımı ve konutları benim takip ettiğim görüntüsünü vermeye çalıştığımı söyledi. Buyurun size verdiğim yazıya bakın. 2010 yılında Mart’ın 1’inde TOKİ Başkanına bu yazıyı iletmişiz. Yerimizi hazırlamış ve bunu iletmişiz. Kaldı ki, ben Daire Başkanını da tanımak zorunda değilim. TOKİ de kaç tane daire başkanı var bilemem ama Silivri Belediye Başkanı bir tane. O beni tanısın. TOKİ, KİPTAŞ’a toplu konutlar yaptırıp, rant peşinde koşmuyorum ki neden tanımak zorunda olayım. Ben onu muhatap alıp sadece yazımızı yazmışız. O kadar. Neden sahiplendiğimiz soruyor arkadaş. İşte belgesi. 2010 yılında ilettiğimiz yazımız bu.
“TURAN’IN PROJESİ OLDUĞUNDAN DA HABERİ YOK”
Otoban bağlantı yolunda bir çalışma yaptık. Orada geçmiş yıllarda 11 kişi yaşamını yitirdi. Bir ışık konmadı oraya. 50 bin TL’lik bir ışık konmadı, 11 can gitti. İBB’ye defalarca gittik. Yapılmayınca biz yaptık. Biz yapmaya karar verdik. Bu işin tutarı 300 bin TL civarında. İller Bankası’ndan yaklaşık 10 yıl vadeli olarak bu parayı talep ediyoruz meclisten. Ve buna hayır oyu verdi arkadaşlar. Ayrıca Sayın İlçe Başkanı arkadaşımız o projeyi beğenmediğini söylemiş. Ama elinizdeki belgelerde de göreceğiniz gibi altında da geçen dönemin Belediye Başkanı Hüseyin Turan’ın imzası var. Beğenmediği proje Hüseyin Turan’ın projesi ama arkadaşın bundan da haberi yok.
“BEN MUSEVİ DEĞİLİM…”
İki nokta hariç basına karşı bir önyargım yok. Birisi size bile bile hakaret ederse, kimse kusura bakmasın ben Musevi de değilim, bir yanağıma tokat atlınca öbürünü de kendim çeviremem. O zaman Başbakan niye Aydınlık Gazetesi’ni, Cumhuriyet Gazetesi’ni uçağa almıyor? İktidarın kendini korumak gibi bir hakkı yok mu? Ben kimseyi yazısından dolayı aramam. Ama her günde hareket edeni hiç aramam. Bir sürekliliği olan var, bir de küfür edeceği zaman gazete çıkartan var. Böyle olmaz. Siyah çelenk de koysalar, bu gazetecilik mesleğinin bunlardan arınması için duruşumdan vazgeçmeyeceğim. Ben aslında bunu size yapıyorum. Yoksa onları başka bir noktaya getirmek çok kolay. Ama bunu yapmayacağım, teslim olmayacağım. Gazeteciler her zaman başımızın üstündedir. Ama gazeteciyse…


  Tolga Emek

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol