Silivri Facebook
banner101

27 Mayıs 1960 Darbesinde Darbe Alan Anacığım... Cihangir DAVUTOĞLU

 27 Mayıs 1960 Darbesinde Darbe Alan Anacığım... Cihangir DAVUTOĞLU

Daha önceki köşe yazılarımda babamdan çok bahsetmiştim ama ilk defa annemi anlatacağım...

Sene 1960 Mayıs, ayın 27'si... Radyoda ihtilal oldu diye anonslar yapılıyor. Sokağa çıkma yasağı var diye asker kimseyi dışarı çıkartmıyor. Daha çocuk yaşta olduğumuz için bize ses çıkartmıyorlar...

Ne olduğunu anlamayan çocuklarla birlikte sokakta oynuyoruz. Darbenin ne olduğunu birkaç ay sonra Adnan Menderes'in koruması diye babamı bir sabah alıp götürdüklerinde anladım...

İşte o zaman darbeyi iliklerimizde hissettik. Babamın memur maaşı kesildi. Hiç bir gelirimiz yok! Ankara Cebeci/Demirlibahçe'de kiracı olarak oturduğumuz evin kirasını ödeyemediğimiz için çıkmak zorunda kaldık...

Yine babam gibi Yassıada'ya götürülen Ankara Emniyet Müdürü İsmail Küntay, Gazi Mahallesi Emniyet Evleri'nde yeni yapılan bir dairem var çocuklar oraya taşınsın demiş. Kira falan istemediği için bir çıkış yolu bulmuştuk...

Sadece başımızı sokacak bir yer ama dediğim gibi hiçbir gelirimiz yok!

O çok kötü günümüzde bile annem Hacer Davutoğlu, dim dik ayakta kalmış, ağabeyim Cengiz Davutoğlu ile bana devamlı moral veriyordu.

Annem mevlithandı, sesi çok güzeldi. Hemen hemen her gün bir mevlide çağırılıyordu. Ben de yanında gidiyor söylediği ilahilere katılıyordum. Duaları, sureleri ve mevlidi ezberlediğimden annem yorulduğunda "hadi oğlum burayı sen oku!" Dediğinde başlıyordum okumaya...

Mevlidin sonunda anneme 15-20 lira veriyorlardı. İşte bu para ile babamın 18 ay Yassıada ve Adana cezaevinde kaldığı dönemde annem kimseye muhtaç olmadan çocuklarına baktı...

Zaman zaman içimize bir umut doğuyordu. Babanızı, İhtilali yapan Cemal Gürsel Paşa kurtarır, ayağına kapanın ve yalvarın dediler. Annem elimden tuttu ve Başbakanlıktan çıkan Cemal Gürsel'in karşısına çıktık...

Hiç unutmuyorum Cemal Gürsel ile karşılaşmamızı... Etrafı kalabalıktı, yanında yaveri bir albay vardı. Önce annem "eşim suçsuz, O sadece Adnan Menderes'in korumasıydı. Devlet memuru, O'nu affedin." Dedi.

Ben de eğilmeden, bükülmeden, mağrur ve gururlu bir şekilde "babasız perişan olduk, hiçbir gelirimiz yok. Babamı affedin." Dedim.

Gürsel yanındaki yaverine döndü "babalarının ismini not edin" dedi ve yürüdü gitti.

Orada bulunanlar "gözünüz aydın babanızı salıverirler artık" dediler...

Günlerce, haftalarca hatta aylarca bekledik ama babam cezaevinde yatmaya devam etti...

İşte o günlerde annemin ne kadar ulvi bir kadın olduğunu anlamıştım. Mevlit okuyarak bize kol kanat gerdiğini hiç unutamam.

Annemi hiç üzmedik...

Gün geldi bulaşıkları yıkadık, ütülerimizi kendimiz yaptık. Annem çok çile çekti. Yeter ki O üzülmesin, yorulmasın diye.

Şimdi bir anneler gününde, anneciğimi rahmetle anıyorum.

Allah kimseyi annesiz bırakmasın.

Bu vesile ile anneler gününüzü kutluyorum.

Sevgilerimle.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol