Silivri Facebook

İlle de Roman olsun... (Servet Yıldırım)

Roman deyince akla ilk gelen şeylerden birisi de, müziğe yatkınlıklarıdır. Romanlar müziği yaşam biçimi haline getirmişlerdir…Trakya tabiri ile, em çalar, em söylerler… ve bir çok ünlü ünsüz sanatçı yetiştirip Türk müziğine armağan etmişlerdir. Mesela Kibariye, Romanların ekrandaki yüzü olmuştur hep. Gerek şarkıları gerek hal, hareket ve konuşmaları ile tam bir Roman kadınıdır. Hatta bir gün Kibariye’ye sormuşlar – NTV’ yi hiç izlediniz mi? Diye. Alınan cevap şu , - em tv emde radyo dinlerim ben beyaa… Romanlar hiçbir zaman vazgeçmemişlerdir yaşam tarzlarından. Ve hem şen şakrak güler yüzlü sempatik tavırları ile yaşadıkları çevrenin beğenisini kazanmışlardır. Silivri’de yaşan yaklaşık 3 bin Roman vatandaşımız var. Ve Fatih Mahallesinde yaşarlar. Yetişkin erkekler ve ergen çocukların bir çoğu müzisyendirler. İlçemizin güzide eğlence mekanlarında, klarnet, kanun, keman, darbuka vs. müzik aletleri ile o mekanda eğlenceyi doruğa çıkarırlar. Çok fazla beklentileri yoktur hayattan karınları doysun kimseye muhtaç olmasınlar onlar için yeterlidir. Küçük şeylerle mutlu olur, kocaman neşe saçarlar.  

Roman neşesi siyaseti unutturdu

Ülkemizin bir çok şehrinde yaşayan ve birlik ve beraberliği geliştirmek, kendi aralarında bütünleşmek ve dertlerini, sıkıntılarını, isteklerini tek bir ağızdan dile getirmek adına hızla dernekleşen, hatta federasyon bile kuran Roman’lar artık daha kurumsal bir kimlik kazanmak adına Silivri’ye de dernek kurdular. Hem de öyle bir açılış yaptılar ki, dillere destan. Tabiri caiz ise “vur patlasın çal oynasın” türünden. İlçe Kaymakam’ından, belediye başkanına ve ilçe başkanlarına kadar bir çok bürokrat ve siyasetçi belki de ömürlerinde ilk defa bu kadar neşeli bir açılış töreni yaşadılar. Siyaseti bir kenara bırakıp oldukça soğuk olan havaya inat oraya gelen yüzlerce Romanın neşesine ortak oldular. Dertlerini, sıkıntılarını, beklentilerini açılışa katılan ve bir arada buldukları bürokratları ile paylaşıp içlerini döktüler. Bağırlarına bastıkları bürokratlara ikramda bulunup hatıra fotoğrafı çektirdiler. Onlarla aynı karede olmak bile mutluluklarına mutluluk kattı. Büyük bir coşku ile açılan Silivri Romanlar Kültür ve Dayanışma Derneği ilçemize hayırlı olsun…

Boyacı Mürsel’e…

Geçtiğimiz gün Silivri’de hayatını kaybeden ve Karakaş ailesinin de yakını olan Cemal Kapucu’nun cenaze törenine katıldım. Cenaze töreninde Kaymakam’ından Belediye Başkanına yani siyasetçisinden bürokratına  bir çok insan vardı. Tam da cenaze namazının kılındığı esnada cemaatin tam önünde ayakkabı boyacısı bir çocuk dikkatimi çekti. Bir taraf da cenaze, bir tarafta ekmek parası için mücadele eden ve titreyen boyalı elleri ile hayata sımsıkı sarılan 15 yaşında ki boyacı Mürsel vardı. 7 kardeşten 4.süydü o. Minicik ve boyalı elleri ile elindeki botları boyayıp bitirme telaşındaydı. Tam karşısında ise dünyadan göçüp giden merhuma dualar eden cemaat vardı. Yaşam ve ölümün resmiydi bu. Hani bir hadis-i şerif var ya.. “ bu gün ölecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın” bu manzara Peygamber Efendimizin sözünü o kadar çok hatırlattı ki bana. Sağıma baktığımda cenaze, soluma baktığımda hayat mücadelesi için çocuk yaşta ayakkabı boyayan Mürsel. İnşaat işçisi babasına az da olsa destek vermek istiyordu. Boyadığı her ayakkabı onun için eve götüreceği ekmeğin, çayın, şekerin parasıydı. Onun hayalinde belki de bunlar vardı. Halbuki yaşıtları gibi şu anda Lise 1. sınıf öğrencisi olmalıydı. Sıcacık evinde ödev yapıp alacağı takdir veya teşekkür belgesinin hayalini kurmalıydı. Ama onun hayallerinde o sıcacık evin sobasına yakacak almanın hayali vardı. Belki de onun eve götürdüğü para, babasına sunacağı takdir belgesinden daha değerliydi. Mürsel’in hayallerini kim bu hale getirdi… ailesi mi? Devlet mi?... Millet mi?... takdiri size bırakıyorum…

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol