Silivri Facebook
banner88

Güzel Bir Kahvaltıya Ne Dersiniz? Aslı Vulaş Yazıyor...

         Keskin bir alarm sesi, onu kapatmak için arayan yordamsız eller, mayışık bir vücut ve alarm tekrarıyla kaçan uykunuz...
Ardından çarşafın ayağınızla savaşı, kıyafet arayışı ve yarım yamalak bir giyiniş, acıkma hissiyle mutfağa koşuş ve apar topar ağzınıza bir lokma ekmek atıp koşarak evden çıkmak...

 Her sabah siz de bunları yaşıyor musunuz? Ya da bir kısmını... Hani derler ya güne güzel başlayın diye. Sanırım çok az kişi zinde bir şekilde o yataktan sabahın köründe kalkmayı istiyor. Sabah ılık bir duş, renk cümbüşünden oluşan leziz bir kahvaltı,sıcak ekmek kokusu, çayın verdiği mutluluk, kın gibi düzeltilmiş dolaptan aldığınız kıyafetleriniz, teninizi şımartmak için kullandığınız parfümünüz ve ıslık sesleriyle evden çıkış... Düşününce ne kadar güzel şeyler; ama yaşam mücadelesi için verilen savaşta kaybettiklerimiz bunlar! Yoğun vardiyalı çalışanlar, bekar hayatı sürenler, öğrenci olarak yaşamını sürdürenler, hayattaki sevdiklerini kaybettikten sonra hayata küsenler, yaşlılar, emekliler ve daha fazlası... Bunları yaşamaları biraz zor ayda yılda belki. Bunun yanı sıra ailesine bakmak için didinenler de cabası! Onlar sadece pazar kahvaltılarında bu duyguyu yaşayabiliyorlar. Ama genellikle pazar günleri de gezmek istiyor aile fertleri; çünkü bir hafta boyunca evdeki aynı monotonluktan sıkılmış olmalılar. Onlarda haklılar. Ama çalışanlara ne demeli onlarda bir hafta boyunca pazar keyfinin özlemini iple çekmekteler. Empati meselesi de burada çıkıyor işte. İnsan kendini düşündüğünden bahaneleri çoktur. Empati olayında da hep kendi tarafından olaylara bakılmasını isterler. Tabi buna empati denilirse. Açıklama hissinden doğan bezginlik insanın hayatında ruhsal sorunlara neden oluyor. Mesela hep ''kendini savunma'' mekanizmasını kullandığınızdan dolayı karşı tarafın farklı bir kişilik olduğunu yok sayarsınız. Alışılmış kişi muamelesi yaptığınızdan size – Ne haber? dediğinde bile - İyiyim ama dün kötüydüm çünkü bunlar oldu, şöyle oldu aslında benim bir suçum yoktu bak gerçekten inan bana! diye gereksiz açıklamalara girersiniz. Taa ki karşı taraf sizi uyarana kadar. İnsanın kendi kendine verdiği zarardan daha çok karşı tarafın verdiği zarar daha kalıcıdır. Bu yüzden iletişim kurmayı denemelisiniz karşı taraf kim ne olursa olsun. Baktınız ki olmuyor biraz bencillikte olsa uzaklaşmayı bilmelisiniz. Bu benim düşüncem tartışmaya da açık haliyle.

 Onu bunu bırakalım da güzel bir kahvaltıya ne dersiniz? Şimdi kendinizi şımartma vakti! Çalışıyor musunuz rapor alın, alamadınız mı, izin alın o da mı olmadı? Tüm telefonların fişini çekin, size ulaşamasınlar ve hemen kahvaltı keyfinize başlayın. Güzel bir omletle başlayabilirsiniz. Kaybedeceğiniz ne mi? Sadece bir iş. İstediğiniz sürece her işte çalışabilme kapasitesindesiniz. Hiç bir şey kendi sağlığınızdan önemli değil. Şimdi bazılarınız iş olmayınca yarım yamalak yaptığımız kahvaltıyı bile bulamayız diyorsunuz.

Ona da bir cevabım var anı yaşayın!      ASLI VULAŞ

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol