Silivri Facebook

BAHAR YORGUNLUĞU
Aslında iki hatta üç haftadır, ülkede yaşanan vahşet, her yeni gün yeni bir facia, yeni bir elem, yeni bir söylem, eylem ve bir türlü gelemeyen o baharın da yorgunluğu…canım da yazmak istemedi. Aynı dönemde babamı misafir ederek yaşlı yüreğini mutlu etmek için elimden geleni yapmaya çalışırken, babamın kuzeni amca, rahmetli annemin kuzeni dayıyı dört gün ara ile kaybedince ne babamı ne de kendimi teselli etmeye gücüm kalmadı. Hem hangisini yazacaktım ki, Bostancı’da polisin basiretsizliğini mi? 1 Mayıs’ta efeler gibi yürüyen Celalettin Cerrah’ı mı? Gencecik masum Münevver’in feci katlini ve hala bulunamayan katilini mi? Yine genç yaşlarında idam edilen 3 fidanın anılmasını mı? Mardin’in unutulmuş köyündeki vahşi soykırımı mı? Yoksa bilmem ne aşiretinin düğününde karşılıklı 2 grubun birbirlerini döverek eğlenme geleneklerini mi? Yoksa hemen her gün saklandıkları yerlerden çıkarılan silah ve mühimmatı mı? Hasan Cemal’in Kandil’de Karayılan’la yaptığı röportajı mı? Bu kadar cahil bırakılmış halkın elinde ise bir orduya yetecek silahın bulunmasını mı? Emekli generallerin birdenbire konuşmaya başlamalarını mı? Hala çözülmeye çalışılan Ergenekon’u mu? Yoksa dini duyguların sömürülerek birilerinin cebine aktarıldığı ve fakat hukuk devleti mi guguk devleti mi olduğumuz bir türlü anlaşılamadığından ört bas edilmeye çalışılan Deniz Feneri dosyasını mı? Çok yorgunum, hem ülke yorgunu hem bahar yorgunu…. Oysa ben baharda aşk yazmak istiyorum, romantik ilişkileri, kadın-erkek çelişkilerini, aşka bakış açılarını, farklılıklarını yazmak istiyorum, ama elim bir türlü varmıyor işte.. Oysa oturduğum bölgede doğa bir kez daha mucizesini gösterdi, ağaçların tomurcukları patladı, ağaçlar çiçeklendi, her yer yeşilin her tonuna büründü. Çimler mis gibi kokuyor ve deniz şimdiden beni çağırıyor. Doğa yeniden doğuyor. Ama ben bu ülkede gençlerin çaresizliğini, umutsuzluğunu, işsizliğini, geleceğe dair bir ümit besleyemediklerini düşündükçe kahroluyorum, hele hala birileri global krizden en az etkilenecek ülke olduğumuz masalını anlatmaya devam ederken de yazacak bir şey bulamıyorum. Bu seferlik karamsarlığım için affedin… HOŞÇA KALIN, SEVGİYLE KALIN….

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol