Silivri Facebook
banner88

Okur Sayesinde N.T. Aslına Rücu Ediyor...
 
Oh! çok şükür tanrım herşey için...
 
Silivri'de gün doğumu ve gün batımında renkler, renklerin biribirine geçişi, mehtaplı gecelerde ise denizdeki yakamozlar gerçekten muhteşem.
 
Mütevazı evimin konumu açısından da şanslıyım, yeşille mavi içiçe, evin arka tarafı Silivri'nin amansız rüzgarı ile altüst olurken bile balkon, kış güneşinin ışığında hala "bir kahve içimlik"  oturulabilir durumda.
 
Ben kolay kolay hastalanmam, yani öyle pek narin, nazenin bir kadın değilim, ama inanır mısınız, artık İstanbul'a birkaç günlüğüne gittiğimde bir şekilde, hapşırıp tıksırarak geri dönüyorum ama ertesi gün hiçbir şeyim kalmıyor. Silivri'nin havası yaradı, İstanbul dokunuyor.
 
İtiraf ediyorum ki, Silivri'ye yerleştiğim ilk kış pek de kolay geçmedi, kuyruğu hep dik tuttum ama, onca yoğun bir iş hayatı ve sosyal yaşamdan sonra herşeyden birden vazgeçmek, büyük bir değişim pek kolay olmuyor ve insanda travma yaratıyor.
 
Emekli olmuşum, 15 yıllık evimden taşınmışım, en önemlisi kızım, tek zaafım, biricik varlığım, daha da ötesi varlığımın nedeni, kendi kanatlarıyla uçmaya başlamış, ondan ayrılmışım ve sevgili - arkadaş dost çevremden kopmuşum.
 
Ve hepsi bir seferde!, kolay değildi, olmadı da ....
 
Önce bir atalet, oh iyi ki çalışmıyorum, ne kadar yorulmuşum falan, sonra büyük bir boşluk, ben şimdi ne yapacağım?
 
Sonra yine oh aman ne rahat, neydi o hergün hergün şık giyin, git sabah fön çektir, yüksek ökçelerle plazalarda koştur dur....
 
Akşam Papermoon'da yemek var, aman eve koş, kıyafet değiştir....
 
Bu akşam Vogue'dayız şekerim, oradan Reina'ya gidilecek.. Tamam ona göre giyin..
 
Oh be!  zaten üzerimde son 5 senede aldığım 20 kilo var, giy eşomanlarını, ya da çek taytını üzerine bol hatta çok bol bir sweetshirt, zaten seni burada kim tanıyacak kış günü allah aşkına, aman ne rahatmış hayat.....(Depresyonun adı : Dolce Vita - Tatlı Hayat)
 
Ama tabii ki bu ben değilim, böyle yaşarsam mutsuz olacağım, köreleceğim, eh tamam yaş kemale erdi de üç otuzunda da değilim. Eee o zaman ne yapacağız hadi bakalım Nevin silkelen ve kendine gel... Sen oralarda yapamazsın diyenleri haklı çıkarma.
 
Tabii arayışlar, denemeler, değişik tanışıklıklar başladı, zaman içinde anlatırım.
 
Ama geldik bugüneeee. Size, ilk yazımdan sonra davranış biçimimi mutlaka anlatmam gerek.
 
Yazılarımı evde yazıyorum, yani eşofmanla veya gecelik-sabahlıkla falan da yazabilirim. Ama ben ne yapıyorum?
 
İlk satırlarda yazdığım duş - kahve vs faslından sonra, ofise gidecekmiş gibi giyiniyor, hafif makyajımı yapıyor, o günkü kıyafetime uygun takılarımı da takıp, lap-top'umun başına geçiyor ve köşenize misafir olmaya ve sohbete hazır, yazıma başlıyorum.
 
Tüm hayatım boyunca şık ve bakımlı olan ben, aman bir gören olur, Global'in Halkla İlişkiler Müdiresi, M.K.'nın Basın Danışmanı, etrafa ayıp olmasın diye İstanbul'da markete bile davete gider gibi giden ben, kendimi nasıl koyvermiştim.
 
Sağolun dostlar sağolun, iyi ki Silivri'ye yerleşmeye karar vermişim, iyi ki sizlerle beraberim.
 
İyi ki köşenize konuk oldum, oh be kendime geldim.
 
Sağlıcakla kalın,

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol