Silivri Facebook
banner88

Araftayım...

Araftayım, canım şehrim İstanbul gibi...  hem batıyım hem doğu... ikisinin tam ortasındayım... Ve yine İstanbul gibiyim, arafta... ne batıyım ne de doğu... ikisinin tam dışındayım... Nereye ait olduğum belli değil benim... Ne taraftayım bilmiyorum...

Hem Ayasofya kadar eski ve yorgun, hem Sultanahmet kadar ihtişamlı...  hem kadim zamanlardan kalanım, hem bugünüm... hem boğazın mavi martıları gibi özgürüm, hem köhne dar sokaklarda kalan eski hikayeler gibi geçmişin tutsağıyım...  hem neşeli kalabalıklar beni çeker, hem kopkoyu bir yalnızlık... hem macera peşindeyim korkusuzca ve heyecanlı bir merakla, hem en tenha köşede öylece dingin korkularımla başbaşa...

Anadolu gibiyim, araftayım... hem güneşin doğduğu hem battığı topraklarım... yemyeşil bereketi de yaşıyorum, uçsuz bucaksız sarı bozkırları da... iki dünyanın ortasında kalmış, iki tarafa da ait olmayan bir köprü misaliyim; bir yanımda Sokrates diğer yanımda Mevlana, bir yanımda Evliya Çelebi diğer yanımda  Homeros, bir yanımda Yunus Emre, Pir Sultan Abdal diğer yanımda Lesbos’lu Sappho... kralları da bilirim sultanları da,  hem halaylar çekerim, hem sırtaki oynarım... hem ağlarım en içli bir türküde, hem coşarım oynak bir roman havasında...

Kadınım ben, araftayım... hem kadınım hem anneyim... bir yanımda özgürlük tutkunu ruhum diğer yanımda toplumun tutsaklığı... hem hayalim, hem vebal... hem kaşık düşmanıyım hem vazgeçilmez sevdalı... umudun ve çaresizliğin ortasındayım... sabrın ve acının tam merkezinde...

Araftayım; renklerim karışmış birbirine, ne kırmızıyım ne yeşil, ne maviyim ne sarı, ne beyazım ne siyah... her yanım griyle boyalı benim... hem varım hem yok... hem varlığı yaşıyorum hem de yokluğu... hem insanların içindeyim, hem tam dışında... hem ortada görünenim hem birden yok olup görünmeyen..

Araftayım, denizin gökle birleştiği o çizgideyim... ne yukardayım ne aşağıda, tam da o ufuk çizgisinin üzerinde... başlangıç da benim bitiş de... ölümle yaşamın tam ortasındayım...

Araftayım, bir dağın eteklerinde zirveyi hayal eder gibiyim... hem hayallerim var ulaşılmaz hem umutsuzluk şiirleri dilimde... gülmem ve ağlamam benzer birbirine... sevgim ve nefretim aynıdır, vazgeçmek ile kalmanın tam arasında, kararsızlığın korkunç işkencesindeyim...

Araftayım, ne gencim ne de yaşlı... sonbahar gibiyim... baharlarım geride kaldı kışım daha gelmedi... tam ortada bir yerdeyim... ne anneme yakınım  ne kızıma...

Araftayım, ülkemden çok uzaklardayım... ne burada kalabiliyorum ne doğduğum topraklara geri dönebiliyorum... ne buralıyım ne oralı... kimliksizleştim, köklerim yok olmak üzere.. yabancıyım herşeye, herkese, kendime bile... dilimdeki kelimeler karıştı birbirine, kendimi anlatamaz oldum bu yeni lisanda...

Araftayım, hem her yerdeyim, hem hiçbir yerde... heryer ile hiçbir yer arasındayım... işte bu yüzden özgürüm olabildiğince, bir göçebe misali hiç bir şeye bağlı değilim ve budur sebebi terkedetmeyi, bırakmayı  bilmemin ve işte bu yüzden gölgem bile ağır gelir bana... Hem de  bin bir çeşidim, rengarengim, ruhum zengin, kafam tıka basa dolu ve anlayabiliyorum tüm insanlığı, tüm yaşananları... ve anlayabildiğim icin de mutluyum...

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol